İşe, bazı sabahlar servisle, bazı sabahlar ise aynı sitede oturduğumuz bir arkadaşım ile beraber ikimizden birinin arabası ile geliyoruz. Bu sabah da benim arabamla geliyorduk ve ben nedense yol boyunca içimde bir sıkıntı var deyip durdum.
İşyerimizin yolunda her 100m de bir yolu boylu boyunca kesen çukurlar var. Artık su mu elektrik mi her ne çalışması içinse açıp, sonra asfalt yerine toprakla doldurulmuş çukurlar bunlar. Tabii yağışlarla falan toprak akınca ciddi derinlikte kanallar halini aldılar. Bu sabah da ilk çukurdan geçmek için yavaşlayınca arkamızdaki araba acı bir fren yaptı aha dedik çarpacak ama neyse ki bize 1-2 cm kala durdu. Aman dedim neyse sıkıntı buna delalet değilmiş. Fakat nerden bileyim arkadaşın aynı hatayı 20 mt ara ile tekrar yapacağını. Sizin anlayacağınız ikinci çukurda biz durduk o duramadı :)
Allahtan benim araba da pek bir hasar yok, sadece tampon çizilmiş. Vuran araba şahin, onun tamponu kırılmış, farlar kırılmış falan bayağı bir zaiyat var. Arabadan bir hışım indim amcaya küfredicem diye ama sonra baktım hem çok zarar yok hem de zavallı pek boynu bükük, kendi zararı ona ders olur, başımın gözümün sadakası olsun bu sıkıntı da böyle küçük bir olayla çıkmış olsun dedim ve döndüm gittim.
Akşam yola çıkacağız, 4 günlüğüne İzmir'e gidiyoruz. Uzun yola çıkacağımız için sabah ki sıkıntıdan korkmuştum. Böyle bir olayı küçük bir hasarla atlatınca en çok da buna sevindim, sanki hakkımı burda kullandım artık yol rahat geçer gibisinden :)

Evet 4 gün yokum. Kah tatil, kah yapılması gereken işler, kah büyükleri ziyaret derken 4 gün yine yetmeyecek ama İstanbul'dan uzak olduğum hergün kardır diyorum. İnşallah hava da yüzümüze güler de orada güneşli günler geçiririz. Burda olmadığım günler için size 1-2 post hazırladım, zamanları gelince yayına girecekler. Bana şimdilik müsaade :) Çarşambaya kadar hoşçakalın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder