okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2016 Cumartesi

Hepimiz öleceğimizi biliyoruz, bilmediğimiz ne zaman öleceğimiz...







Hepimiz öleceğimizi biliyoruz, bilmediğimiz ne zaman öleceğimiz.

Peki, diyelim ki ölümcül bir hastalığa yakalandık ve ölüm artık bize daha yakın ama hala kaç günümüz kaldığını bilmiyoruz. 

1 gün mü, 1 ay mı, 1 yıl mı yoksa 10 yıl mı? 1 ay kaldıysa tüm zamanımı ailem ve sevdiklerimle geçirmeye adarım, 1 yılım varsa bir kitap yazmya başlayabilirim, 10 yılım varsa kariyerimdeki iş tekliflerini değerlendirmeye başlarım. Kalan zamanımda ne yapacağımı bilmek için ne kadar zamanım kaldığını bilmeliyim! "Günü yaşa" öğretisi bu noktada pek de anlamlı gelmiyor, geriye kaç günüm kaldığını bilmeden bugünümle ne yapacağımı nasıl bilebilirim ki?

Doktoruma ne kadar zamanım kaldığını soruyorum, "sana ne kadar zamanın kaldığını söyleyemem, kalan zamanında yapmak istediklerinden hangisi senin için en anlamlı olduğuna sen karar vermelisin" diyor. 


Bizim için neyin daha anlamlı olduğunu düşünmek için ölüm kapımıza dayanmasını mı beklemeliyiz?

 a Cup of Jo adlı blog sayesinde tanıştığım, 36 yaşında ileri seviyede akciğer kanser ile savaşan ve geçen sene ölen Dr. Paul Kalanithi' nin hikayesinden çok etkilendim.

Kendisi de doktor olan Paul teşhis koyulduktan sonra bir doktordan hastaya dönüşmesini ve yaşadıklarını anlattığı iki makale ve bir de kitap yazmış.







Geçtiğimiz günlerde basılan bu kitabın NY Times' da yayınlanan değerlendirmesine bir göz atayım diye başladığım okuma, bir yazıdan diğerine atlayarak devam ediverdi.

Değerlendirme yazısındaki alıntılardan ve önceden küçük bir kısmını bildiğim hikayenin kahramanlarından o kadar etkilendim ki Paul' un yazdığı iki makaleyi (1-How Long Have I Got Left? 2-Before I go) ve ölümünden sonra eşi Lucy'nin yazdığı bir diğer makaleyi bir çırpıda okuyuvermişim.

Bir insanın yaşayabileceği en zor durum ölümle burun buruna olmak olsa gerek. Ancak Paul ve Lucy böylesi yıkıcı bir zamanda bile yaratıcı, fayda üretmeyi başaran ve başkalarına ilham olabilecek şeyler yapmayı başarmışlar.  Böyle insanlar bende sonsuz bir hayranlık ve büyük bir saygı uyandırıyor.

Bir cumartesi gecesi için fazla karamsar görünse de, yaşamın kıymeti ölümle test edilmeden ilham alabileceğimiz bu yazılara bir göz atmanızı öneririm..




Not 1:  Bu arada akciğer kanserinin sigara içmeyen gençler arasında tahmin edilenden çok daha yaygın olduğunu belirtip, bu konuda farkındalığımızı arttırabilecek bazı bilgi ve yazılara şuradan ulaşabileceğinizi eklemek isterim.

Not 2: Son zamanlarda internet sayesinde haberdar olduğum, uzun zamandır kanserle savaşan bir başka silham verici çift ise Onur ve Ceren, facebook sayfalarından tüm içtenlik ve samimiyetleri ile savşlarını aktarıyorlar. Güncelleme : Onur bugün ölmüş... (12.1.16)

31 Ağustos 2014 Pazar

e-Dergi, İyi Dergi :)




Dekorasyon oldum olası ilgi alanlarımın başını çekmiştir. Senelerce her ay piyasadaki dekorasyon dergilerinden en az 2-3 tanesini almışımdır. O dergileri alıp  kışsa bir fincan çay, yazsa soğuk bir limonata eşliğinde kanepeye yayılıp ve sayfalarında kaybolup, hayaller kurmak en büyük keyiflerim arasındadır.

İşte bu keyifle yıllarca alınan dergiler kütüphanede gittikçe yeni rafları ele geçirdi, serpildi, her köşeye dağıldı. İşe yarayacakları zaman arasan içinde aradığını bulamıyorsun, her temizlikte saygılarını sunuyorsun. En sonunda geçen sene taşınmamız esnasında baktım olacak gibi değil, okumayı tekrar düşünmediğim ve benim için bir değeri olmadığını düşündüğüm bütün kitaplarımla beraber bu dergileri de isteyenlere dağıttım.

Geçen sene ki taşınmamız özellikle bu tür basılı yayınların biriktirilmesi ile ilgili benim için dönüm noktası oldu. O günden beri eğer bir kitabı e-kitap olarak ya da ödünç bulabiliyorsam kesinlikle almıyorum. Dergilerde aynı şekilde. Şimdilik eve düzenli olarak sadece OT Dergisi  kağıt nüsha olarak giriyor ki, o da sadece sanal ortamda bulunmadığından.




Gel gör ki serde bir miktar mürekkep yalamışlık, kitap sayfası koklaşmışlık var ki kitapçılara ya da marketlerdeki dergi reyonlarına girince hortlayıveriyor. Hele o rengarenk dergi kapaklarının ardında neler olduğunu merak etmekten kendimi alamıyorum. Böyle durumlarda tam elim uzanmış bir tanesini alacakken yakaladığım kendimi hemen "bir kere bakacaksın sonra kenara kaldırıp sadece tozunu alacaksın, bunu bir kere yaşadın ikinci defa yapma" diye azarlayıp oradan uzaklaşmaya çalışıyorum.

Halbuki ben bu gereksiz savaşın içinde boğuşurken baktım ki Turkcell Dergi uygulamasında bu dergilerden bazılarının geçmiş sayıları ücretsiz ya da çok düşük bir ücret karşılığı yer alıyor. Ah ne sevindim ne sevindim :) Hemen girdim ücretsiz birkaçını indirdim. Şu hasta halimle yapışıp kaldığım kanepede sabahtan beri bir onu bir bunu açıp sayfaları karıştırıp duruyorum.

Ahh ben zaten bunu yapıyorum diye çoğunluğu duyar gibiyim. Tamam sanal aleme geç angaje oldum biliyorum, ama benden de geri kalanlar varsa benim kadar gecikmesinler diye aydınlatmak isterim :)







Turkcell Dergilik Türkiye'de basılan farklı konulardaki dergilerin önemli kısmına ulaşabileceğiniz bir mobil uygulama.

Uygulamada ücretli ve ücretsiz okuyabileceğiniz dergiler mevcut. Bu dergilerden istediklerinizi kendi kütüphanenize indirip ordan okuyabiliyorsunuz.

Ben ücretsiz olan dergilerden BAST HOME dekorasyon dergisini ve SABİT FİKİR edebiyat dergisini halihazırda takip ediyordum ama ücretli olanlara -ücretli oldukları için :) - şimdiye kadar pek dikkat etmemiştim.






Fakat baktım ki ücretli olan dergilerin de bazılarında sadece son sayı ücretli, eski sayılar ücretsiz yayınlanmış.

Dekorasyon dergilerinde HOME ART, ALL DECOR,  HOUSE BEAUTIFUL, bu şekilde mesela.





Bazılarında ise son 6 ay ücretli önceki aylar ücretsiz, ATLAS Dergisi de bunlardan biri.






Turkcell Dergi bir de tüm dergileri okuyabileceğiniz abonelik sistemi sunuyor. İsterseniz ayda 9,90 TL verip dergilikteki tüm ücretli dergileri de okuyabiliyorsunuz. Eğer sıkı bir dergi takipçisi iseniz bence bulunmaz fırsat :)
Son olarak, uygulamanın sağladığı ve benim pek sevdiğim bir özelliğini aktarmak isterim.

Bu uygulama üzerinden derginizi okurken beğendiğiniz ya da sonradan hatırlamak istediğiniz bir sayfa varsa bunu işaretleyebiliyor ve kütüphanenizin "Sakladığım Sayfalar" bölümünden bu sayfaya ve sayfanın ait olduğu dergiye istediğiniz zaman ulaşabiliyorsunuz. Pek hoş, pek güzel bence :)

Yeni ay yaklaşır, aylık dergiler yeni sayılarını birbir yayına sokarken bu haftasonu dinlenirkenbiraz dergi karıştırmak cazip bir seçenek olabilir, ne dersiniz?

Sizin de bu amaçla kullandığınız ve önerebileceğiniz uygulamalar var mı?




27 Ağustos 2014 Çarşamba

Gelecek Planları


İşi bırakalı bir seneyi geçti ama o bir sene nasıl geçti inanın hiç anlamadım :)

O zamandan bu zamana artık İzmir'e göçmüş ve yeni düzenimi kurmuş olurum diye planlıyordum ancak maalesef halen bu noktaya gelemedik.

Pes ettik mi? Hayır :)

Durumumdan şikayetçimiyim? Hayır...

Ancak yapmak istediğim şeyler var, mesela zamanımın bir kısmını gönüllü işler için ayırmak, bir kısım öğrenmek istediğim konuda eğitimler almak, seminerlere katılmak gibi.

Bu tür girişimler maalesef düzen ve süreklilik istiyor. Biraz da konsantrasyon tabii.

Bir o şehir, bir bu şehir hop hop gezerken de böyle işlere başlamak pek kolay gelmiyor. Koşturmaları bitirip kendimi öyle kanalize etmek istiyorum bu işlere (off işte bu da bir defo, bir iş yapılacaksa illa tam olucak, zamanında olucak, oldu mu mükemmel olucak :((( Olmasa yer yerinden oynıycak sanki!!! Hoop değiş tonton desem ve değişsem ama böyleyim işte, çalışıyorum ama bir gün o da olucak :) Mükemmel zamanı beklemeden bu işlerden birilerine başlamak değişimin ilk adımı olarak beni dürtsün bu durumda :) )

Neyse, henüz bu tür girişimlere adam akıllı başlayamamış olsam da, ilgimi çeken tüm fırsatları takip ediyor ve önümüzdeki dönem için notlarımı alıyorum.

Şimdilik listemin en üst sıralarını süsleyen fikirleri aşağıda derledim, belki sizin de ilginizi çeker.


1- Sınavsız İkinci Üniversite







Eğer 2 ve 4 yıllık bir üniversiteden mezunsanız sınavsız ikinci bir üniversite okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

2010 yılında başlayan şu anda benim görebildiğim kadarıyla 3 üniversitede (İstanbul, Atatürk, Anadolu) üniversitelerindeki bazı bölümler için uygulanıyor. Derslere devam mecburiyeti yok, isterseniz gidebiliyorsunuz tabii. Dersleri online alabiliyorsunuz, vizeler online, final ve bütünlemeler okulda ya da illerdeki sınav merkezlerinde. Detaylar için şu linki ve üniversitelerin web sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Özellikle İstanbul Üniversitesi' ndeki "Kültürel Miras ve Turizm" ön lisans programı benim çok ilgimi çekti. İzmir için alternatifleri de araştırıyorum.


2- Doğa Okulu





Bir Doğa Derneği girişimi olarak, Seferihisar'da devam eden bir girişim Doğa Okulu. Çok güzel projeleri olduğu gibi bir de yıl boyu süren bir Usta Çırak kursları var. Buğday Derneği vasıtası ile haberdar olduğum bu kursların çoğunu kaçırmış olsam da Aralık ayındaki Zeytinyağı Okulu bana halen çok cazip geliyor. Kayıt için ajandama not aldım bile. Umarım o tarihlerde Seferihisar'da olmayı başaracağım :)

Bu kurslara katılım ücretsiz, sadece yemek ve kursta kullanılacak malzemenin sağlanmasına katkıda bulunuyorsunuz. Bu da mesela Eylül ayındaki Kerpiç ve Sıva Yapımı atölyesi için günlük 20 TL.


3. Hayat Bilgisi Okulu






Kitap, Sanat, Tarih ve Siyaset, İletişim, Yönetim ve Bilim alanlarında hem üretici hem de tüketicilere :) hitap eden çok güzel programları var Hayat Bilgisi Okulu' nun. Fiyatları pek ucuz olmasa da nelere para harcadığımızı düşünürsek bence hayırlı bir harcama, kendimize yapacağımız iyi bir yatırım olacaktır.

En yakın tarihte 15-19 Eylül yer alan 5 günlük "Yaratıcı Okurluk " programı bana fena halde göz kırpanlar arasında mesela :)


4. Yakın Okuma Grubu






Çok sevgili yazar dostum Yıldız İlhan'ın yönetiği bir okuma grubu burası. Her ay (bazen biraz daha uzuyor aralar) bir kitap seçip okuyor ve İzmir Alsancak' ta Yakın Kitapevi'nde toplanıp bu kitabı konuşuyorlar. Şimdilik sadece uzaktan takip ettiğim bu grubun bir parçası olmayı da dört gözle bekliyorum.


Benim ilk dördüm şimdilik böyle. Sizin önerileriniz var mı?





30 Ekim 2013 Çarşamba

Sonbahar güzellikleri ve "sesli kitap" keyfi


Tatile çıkmadan önceki son günümüzde de böyle olmuştum :) Hava o kadar güzeldi ki, canım kesinlikle iş yapmak istemedi. Hazırlanmak için bekleyen valizlerin önünden boş boş bakarak geçip durduğum gün boyunca kendimi balkondan içeri sokamadım. Güneş, renkler, kokular öyle güzeldi ki, içeride olmak hele de iş yapmak hiç cazip gelmiyordu. Çay, kahve, yemek derken tüm günü elimde bir kitap ve laptop' ım ile balkonda tüketip hava karardıktan sonra gece yarısına kadar ütü yapıp çanta hazırlamıştım.


Çocukken ne çok yerdik bu tavşan elmalarını :) - by MRA


İyi ki de öyle yapmışım, daha kaç tane böyle güzel gün olacak ki kışa kadar derken :) Bu sabah da benzer bir havaya uyandık, üstümde de benzer bir ruh hali :)

Yalnız bu sefer saatlerin geri alındığı ve günlerin oldukça kısaldığı gerçeği karşımda dikildiği için seçimimi balkondan değil, sokaktan yana kullandım ve kendimi güzel bir yürüyüş için hazırladım.

Eşofman - tamam
Spor ayakkabı - tamam
Sesli Kitap (Audio Book) - tamam
Su - uğrayıp marketten alınacak

ve attım kendimi dışarı.


Sonbahar ne güzel süslemiş heryeri - by MRA


Önce evin civarında yarım saat kadar dolaşıp sonbaharın güzelliklerini seyrettim. Hava, renkler, yollara düşmüş yapraklar, ağaçlar ahhhh herşey çok güzeldi. İşte bu benim sevdiğim sonbahardı. Havayı bol bol içime çektim, güneşi tenime depoladım, yürüdüm yürüdüm.

Dışarda olmak o kadar hoşuma gitti ki dolaşa dolaşa vardığım yürüyüş parkurunda da üstüne 1,5 saat kadar tempolu yürüyüş yaptım. (Eşim arayıp işleri için 1-2 konuda yardım istemese hala da eve dönmeye niyetim yoktu :) )


Bizim yürüyüş yolu - by MRA

Tüm bu keyifli anlar esnasında Dan Brown - The Lost Symbol kitabından da en az 10 bölüm dinledim.

Bir taşla 4 kuş diye buna derim. Hem spor, hem açık hava, hem ingilizce pratik hem de kitap okuma aynı anda :)

İşte bu yüzden sesli kitap (audio book) olayını herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Her kitabı ücretsiz bulmak çok kolay olmasa da, Türkçe yayın çok az olsa da, iş yaparken, yürürken, araba kullanırken ya da kitabınızı taşıyamayacağınız yerler için harika bir olanak bence sesli kitap dinlemek. Bir deneyin çok memnun kalacağınızdan eminim. Normalde kitap okumaya hiç uygun olmayan anlarınızda bile bunu yapabilmek çok hoşunuza gidecek eminim. Bir de sesli kitaplar bana çocukken dinlediğimiz radyo tiyatrolarını anımsatıyor ki o da tatlının kaymağı oluyor diyelim :)