DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Kasım 2015 Cumartesi
Doğal yaşam için doğal ürünler
Uzun zamandır mümkün olduğunca kimyasal kullanmamaya, kullandıklarımızı da olabildiğince doğal ve ekolojik ürün gruplarından temin etmeye çalışıyoruz. Ancak bu hem çok kolay değil, hem de internette onlarcası dolaşan evde kendin yap reçetelerinin çoğu arzu ettiğiniz sonucu vermiyor.
Son zamanlarda, bu uygulamalarıma bir şekilde şahit olup nasıl yaptığımı soran dostlar olunca ben de şimdiye kadar denediğim onlarcası arasında en iyi sonuçları aldığım ve yapımı da kolay olan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istedim.
Bulaşık Makinası Parlatıcısı ve Tuzu
Bulaşık makinasının parlatıcı gözünü sirke, tuz gözünü ise Limon Tuzu ile dolduruyorum ve market ürünlerini kesinlikle aratmayan bir sonuç alıyorum. Sirkeyi bulmak kolay ama ucuz ve yüksek miktarda Limon Tuzu almak daha zor görünebilir. Bu iş içinde yaşadığınız yerde varsa Metro'dan 5 kg lık paketlerde alabilirsiniz ya da benim gibi Eminönü'nde bulduğum şurası gibi bir yerden kargo ile eve teslim sipariş ile satın alabilirsiniz.
Çamaşır Yumuşatıcısı
Uzun zamandır çamaşır yumuşatıcısı satın almıyorum. Çamaşır yumuşatıcısı yerine şu formülü kullanıyorum.
1 lt su
2-3 bardak elma sirkesi (tam miktarına çamaşırlarınızı ne kadar yumuşak istediğinize göre deneyerek karar verebilirsiniz)
20 damla kadar kokulu bir yağ (lavanta, kayısı,yasemin gibi piyasada kolay bulunan yağlardan)
Ben bu karışımı eski bir yumuşatıcı kabında 2-3 lt'lik oranlarda hazırlıyorum. Her kullanımdan önce mutlaka çalalıyorum ki içindeki kokulu yağ iyice karışsın. Ve makina doluysa ben de yumuşatıcı gözünü Max işaretine kadar hazırladığım yumuşatıcı ile dolduruyorum. Çamaşırların kokusu da yumuşaklığı da beni fazlası ile tatmin ediyor. Ayrıca sirkenin dezenfektan etkisini de yadsımamak lazım. Sonuçta hem doğal malzemelerden yapılmış, hem de daha hijyenik sonuç veren bir ürün kullanıyor olmaktan memnun kalacağınıza eminim.
NOT: Ben elma sirkesi bulamadığımda ya da mesela indirimde üzüm sirkesi bulmuşsam :) onu kullanıyorum, koku ve yumuşaklık olarak hiç bir farkı olmadığını söyleyebilirim.
Oda Kokusu
Evin güzel kokmasını seviyorum ancak piyasada satılan oda kokularının ne kadar kanserojen olduğunu okudukça da alıp eve koyasım gelmiyor. Sonunda yumuşatıcı yaparken kullandığım kokulu yağları bu konuda kullanabileceğimi geç de olsa akıl ederek harekete geçtim.
Yukarıdaki gibi dekoratif şişeleri İstanbul'da Eminönü'nde, İzmir'de Kemaraltı'nda bulmak çok kolay. En pahalısı 3-5 TL aralığındaki bu şişelerin içine su ve kokusunu sevdiğiniz bir yağdan 10-15 damla damlattığınızda karışımınız hazır hale geliyor. İçine marketlerde satılan çöp şişlerden de arzu ettiğiniz adedini arzu ettiğiniz boyda keserek içine koyduğunuzda ise tadaaaa harika kokan ve son derece doğal oda kokunuz hazır. Şişeyi nasıl süsleyeceğiniz ise hayal gücünüz ile sınırlı :)
Sivrisinek Kovucu
Yaz aylarında kaçınılmaz olarak ihtiyaç duyduğumuz sivrisinek kovucular resmen zehir. Bir de tenimize sıktığımızı düşününce neredeyse kendimi sineklere yedirmeyi tercih eder hala gelmiştim. İşte bu noktada annem bir çözüm bulduğunu söyledi. Bir şişe kolonyanın içine 3-4 dal taze biberiye koyup 1 hafta kadar bekletip teninize sıktığınızda sinekler gelmiyordu. Koca bir yazı bu çözümü bulmanın kısmi mutluluğu ile geçirdik. Kısmi diyorum çünkü kolonya çok uçucu olduğu için sık sık tekrarlamak gerekiyordu.
ve bu kadar tekrar zaten kuru olan ve yaz günü güneşten yanarak daha da kurumuş cildimi fena halde kurutuyordu. Bir sonraki yaz gelmeden bu konu aklıma geldi ve internetten bu konuda bebekler için nasıl bir doğal çözüm önerildiğini araştırdım. Çoğunluk su ve lavanta yağını karıştırmayı öneriyordu. Su cildi nemlendiriyor, yağ özellikle lavanta yağı cildi besliyor, sakinleştiriyor ve ciltten alkol gibi kolay uçmadığı için de daha uzun süre dayanıyordu. Denedim ve çok memnun kaldım. Bu karışımı kişisel bakım marketlerinde kolayca bulabileceğiniz seyahat boyu sprey şişelerine koyarak kolaylıkla yanınızda taşıyabilirsiniz. Denediğinizde memnun kalacağınıza eminim Yumuşacık ve mis gibi kokan bir cilt ise işin kaymağı olacak :)
2 Mart 2009 Pazartesi
Bugün yine pazartesi. Haftasonları ne kadar kısa. Aklımdakilerin yarısını yapamadan geçip gidiveriyor. Cuma akşamı ne güzel 2 gün bir sürü şey yapıcam derken bir baktım pazartesi sabah işe gelmişim.
Cuma akşamına geri dönmek istiyorum. Ne güzel hafta bitti diye sevinçle annem ve babamla yemek yemek için eve gelmiştim. Keyifli yemek ve sohbetten sonra onları eve uğurlayıp cumartesi için planlar yapa yapa yatmıştım.
Yılbaşından hemen sonra yolda yağmur suyu ile dolduğu için göremediğim bir çukura düşmüştüm. Sonrasında yavaş yavaş arabanın gidişi bir değişmişti. En son geçen hafta uzun yol gidince baktım arabanın elden geçme zamanı gelmiş. Cumartesi sabah erkenden arabayı servise verdim. 2 saat sonra olan cilt bakım randevuma kadar soğukta sokaklarda dolaşmak istemedim. Eve döndüm, sevdiceğimle kahvaltımızı ettik. Sonra onu evde bırakıp güzellik salonuma doğru yola çıktım. Uzun süredir cildimi emanet ettiğim Yetkin Hanım beni bekliyordu. Yaptığı bakım ve masajla beni bayağı şımarttı.
Ordan çıkıp pazar günü için planladığım DIY (Do it yourself) projem için Kadıköy'deki kırtasiyeleri gezmeye başladım. Plan şöyleydi aşağıda resmi olan Ikea'dan tanesi 1,5 TL' ye aldığım karton kutuların üzerine odamın renklerine uygun desenler yapacaktım.
Şöyle bir bakınca en hesaplı ve kolay yöntemin stencil yapmak olcağına karar verdim. Daha önceden başka şeyler için aldığım akrilik boyalarım vardı. Haftaiçinde fırsat bulduğum kısa anlarda internetten bulduğum çeşitli desenleri photoshop da biraz oynayarak stencil olabilecek hale getirmiştim. Bir tek kretuar bıçağına ihtiyacım vardı. (normal maket bıçağı ile denedim ince yerleri kesmek çok zor oluyor) Tabi mağazalara girip çıktıkça ve yeni şeyler gördükçe aa şunu da alsam bunu da alsam derken listeme 1-2 şey dada eklemiş oldum ama temelde ana fikirden sapmamayı başardım.Yoldan çıktığım tek an önünden geçtiğim bir kozmetik dükkanına göz kalemi almak için girmek oldu. 1 tek göz kalemiyle başlayan maceram 3 cilt bakım ürünü (3 alana 1 bedavaydı), 4 kalem, 1 eye liner, 2 ruj ile son buldu. Hediye olarak da cilt bakım ürünlerinden birini, 2 ruj ve 1 çanta verdiler.Kendimi nasıl dışarı attığımı bilemedim :)
Arkasından Kadıköy'de Dios Mioo! adında bir aksesuar butiği olan çok sevgili arkadaşım Pınar'a uğradım. Bu dükkanı herkese tavsiye ediyorum. Çoğu el yapımı ve özgün çok güzel aksesuarlar bulabilirsiniz. Facebook'da da grupları var oraya üye olanlara ekstra indirimler yapıyorlar. Neyse işte ona uğradım tabi cumartesi olduğu için oldukça yoğundu. Giren çıkanların arasında bir çay içecek kadar oturup kaçtım. Akşam için annemin balık siparişini halledip servise arabayı almaya gittim. Bakımdan sonra kız gibi olmuş arabamla annemlere doğru yola çıktım. Beraber yenilen akşam yemeği ve uzuun sohbetten sonra oldukça geç bir saate eve döndüm.
Geç yatmaya bir de bütün haftanın yorgunluğu da eklenince pazar günü ancak öğlene doğru kalkabildim. Kalvaltıdan sonra doğru stencil projesinin başına geçtim. Önce müsvedde kağıtlarında yaptığım 1-2 denemeden sonra başladım kutulara desenleri boyamaya. Düşündüğüm kadar kolay olmadığını söylemeliyim. Boya yoğun olduğunda kalıbın kenarlarına bulaşıyor, az olduğundaysa istediğim rengi vermiyordu. Boğuşa boğuşa akşamı ettim ama kutularım bence çok çok şirin oldular :) Siz ne dersiniz?


Bu sonuncu da benim salaklığıma kurban gitti maalesef. Desenin kutu üzerindeki konumunu hiç ölçüp biçmeden başlayınca bir yanında desenler yarım kaldı :( İnternette bulduğum bir kumaş deseninden yola çıkmıştım ve aslında güzel de sonuç vermişti ama sonuç böle yamuk yumuk olunca ben de bu kutuyu dolap içinde kullanmaya karar verdim.

Bir de farkettim ki fotoğraflar flaşla olduğu için renkler olduğundan farklı çıkıyor. Mavi çok parlak kırmızı da bordo gibi çıkmış. Fırsat bulursam gün ışında da benzer fotoğraflar çekip koyacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


