24 Kasım 2015 Salı

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali





Aslolan yaşamın sürdürülebilirliğidir...

İçinde bulunduğumuz mevcut durumu anlamak için bütüncül bakabilmek, sistemleri ve sistemlerin birbiriyle etkileşimini anlamanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

Değişim yaratabilmek için çözüm odaklı olmanın ve çözüm üretebilmek için de yaratıcı olmanın etkili olduğuna inanıyoruz.






Bu düşünceleri manifestoları olarak benimsemiş bir grup gönüllü, Sürdürülebilir Yaşam Kollektifi. Gönüllü de yetmez güzel gönüllü demek lazım. Çünkü çok önemli bir konu için bir aradalar ve çalışıyorlar. Yaşamımızın sürdürülebilirliği, yani yarınımızın varlığı ve kalitesi. Çoğumuzun dünyada olup bitenlere çaresizce boyun eğdiği ya da hiç umursamadığı bu günlerde, bu güzel gönüllüler bizim dert etmediklerimizi dert edip, bizim de farkında olmamız, harekete geçmemiz, sorunun parçası olmaktan çıkıp çözümün parçası olabileceğimizi hatırlatmak için var güçleriyle çalışıyorlar. 








Ekip bu amaçla, dünyanın dört bir yanından, yüzlerce film arasından, bütüncül bakış ve yaratıcı çözümler içeren belgesel filmleri bize ücretsiz ulaştırmak için 8 yıldır İstanbul'da Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali' ni düzenliyor. Bu sene ekibin "Siz de yapabilirsiniz" çağrısına kulak verenler sayesinde festival toplam 20 il ve ilçeye ulaşmış. 







İşte bu güzel gönüllü insanların İzmir' in küçücük bir kasabası olan Urla' ya kadar ulaştırmayı başardığı bu festivalin 1 gününe ben de katılabildim bu hafta sonu.








İlkinden sonuncuya birbirinden etkileyici 10 film seyrettim. Bazılarının fragmanlarını buraya da ekledim, vakit ayırıp seyretmenizi çok arzu ederim. Sorunun ve konunun sadece küresel ısınma ve iklim değişikliği olduğunu sananları şaşırtacak çeşitlilikte filmler vardı. Mimariden tarıma, modadan ulaşıma kadar birçok farklı pencereden aynı soruna baktık, hepimiz aynı soruyu sorduk ve aynı sonuca ulaştık: 


Sınırlı bir dünyada 
sınırsız ekonomik büyümeye dayalı 
bir kalkınma modeli
sürdürülebilir midir?

HAYIR!

 O zaman, bir şeylerin acilen değişmesi lazım 
ve 
çözüm ancak kendimizi değiştirmekle mümkün!






Evet, filmler gerçekten sarsıcı, bu konuya yabancı olanlar için uyandırıcı, zaten uyanmış olanlar içinse ufuk açıcıydı. Bulabildiğiniz yerde seyredin derim.  







Bu festivali kaçırmış olabilirsiniz, üzülmeyin;
  • Seneye tekrarına katılabilirsiniz ajandanızın 2016 Kasım ayına hemen bir hatırlatma notu girin!
  • Seyrettikleriniz sizi etkiledi çevrenizdekiler de  seyretsin istiyorsunuz; hemen info@surdurululebiliryasam.org adresine bir posta yazıp festival filmlerinin bulunduğunuz yerde gösterimini nasıl sağlayacağınızı öğrenebilir hatta seneye festivali bulunduğunuz yere taşıyabilirsiniz!




7 Kasım 2015 Cumartesi

Doğal yaşam için doğal ürünler


Uzun zamandır mümkün olduğunca kimyasal kullanmamaya, kullandıklarımızı da olabildiğince doğal ve ekolojik ürün gruplarından temin etmeye çalışıyoruz. Ancak bu hem çok kolay değil, hem de internette onlarcası dolaşan evde kendin yap reçetelerinin çoğu arzu ettiğiniz sonucu vermiyor.

Son zamanlarda, bu uygulamalarıma bir şekilde şahit olup nasıl yaptığımı soran dostlar olunca ben de şimdiye kadar denediğim onlarcası arasında en iyi sonuçları aldığım ve yapımı da kolay olan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istedim.




Bulaşık Makinası Parlatıcısı ve Tuzu

Bulaşık makinasının parlatıcı gözünü sirke, tuz gözünü ise Limon Tuzu ile dolduruyorum ve market ürünlerini kesinlikle aratmayan bir sonuç alıyorum. Sirkeyi bulmak kolay ama ucuz ve yüksek miktarda Limon Tuzu almak daha zor görünebilir. Bu iş içinde yaşadığınız yerde varsa Metro'dan 5 kg lık paketlerde alabilirsiniz ya da benim gibi Eminönü'nde bulduğum şurası gibi bir yerden kargo ile eve teslim sipariş ile satın alabilirsiniz.






Çamaşır Yumuşatıcısı

Uzun zamandır çamaşır yumuşatıcısı satın almıyorum. Çamaşır yumuşatıcısı yerine şu formülü kullanıyorum.

1 lt su
2-3 bardak elma sirkesi (tam miktarına çamaşırlarınızı ne kadar yumuşak istediğinize göre deneyerek karar verebilirsiniz)
20 damla kadar kokulu bir yağ (lavanta, kayısı,yasemin gibi piyasada kolay bulunan yağlardan)

Ben bu karışımı eski bir yumuşatıcı kabında 2-3 lt'lik oranlarda hazırlıyorum. Her kullanımdan önce mutlaka çalalıyorum ki içindeki kokulu yağ iyice karışsın. Ve makina doluysa ben de yumuşatıcı gözünü Max işaretine kadar hazırladığım yumuşatıcı ile dolduruyorum. Çamaşırların kokusu da yumuşaklığı da beni fazlası ile tatmin ediyor. Ayrıca sirkenin dezenfektan etkisini de yadsımamak lazım. Sonuçta hem doğal malzemelerden yapılmış, hem de daha hijyenik sonuç veren bir ürün kullanıyor olmaktan memnun kalacağınıza eminim.

NOT: Ben elma sirkesi bulamadığımda ya da mesela indirimde üzüm sirkesi bulmuşsam :) onu kullanıyorum, koku ve yumuşaklık olarak hiç bir farkı olmadığını söyleyebilirim.





Oda Kokusu

Evin güzel kokmasını seviyorum ancak piyasada satılan oda kokularının ne kadar kanserojen olduğunu okudukça da alıp eve koyasım gelmiyor. Sonunda yumuşatıcı yaparken kullandığım kokulu yağları bu konuda kullanabileceğimi geç de olsa akıl ederek harekete geçtim.

Yukarıdaki gibi dekoratif şişeleri İstanbul'da Eminönü'nde, İzmir'de Kemaraltı'nda bulmak çok kolay. En pahalısı 3-5 TL aralığındaki bu şişelerin içine su ve kokusunu sevdiğiniz bir yağdan 10-15 damla damlattığınızda karışımınız hazır hale geliyor. İçine marketlerde satılan çöp şişlerden de arzu ettiğiniz adedini arzu ettiğiniz boyda keserek içine koyduğunuzda ise tadaaaa harika kokan ve son derece doğal oda kokunuz hazır. Şişeyi nasıl süsleyeceğiniz ise hayal gücünüz ile sınırlı  :)






Sivrisinek Kovucu

Yaz aylarında kaçınılmaz olarak ihtiyaç duyduğumuz sivrisinek kovucular resmen zehir. Bir de tenimize sıktığımızı düşününce neredeyse kendimi sineklere yedirmeyi tercih eder hala gelmiştim. İşte bu noktada annem bir çözüm bulduğunu söyledi. Bir şişe kolonyanın içine 3-4 dal taze biberiye koyup 1 hafta kadar bekletip teninize sıktığınızda sinekler gelmiyordu. Koca bir yazı bu çözümü bulmanın kısmi mutluluğu ile geçirdik. Kısmi diyorum çünkü kolonya çok uçucu olduğu için sık sık tekrarlamak gerekiyordu.
ve bu kadar tekrar zaten kuru olan ve yaz günü güneşten yanarak daha da kurumuş cildimi fena halde kurutuyordu. Bir sonraki yaz gelmeden bu konu aklıma geldi ve internetten bu konuda bebekler için nasıl bir doğal çözüm önerildiğini araştırdım. Çoğunluk su ve lavanta yağını karıştırmayı öneriyordu. Su cildi nemlendiriyor, yağ özellikle lavanta yağı cildi besliyor, sakinleştiriyor ve ciltten alkol gibi kolay uçmadığı için de daha uzun süre dayanıyordu. Denedim ve çok memnun kaldım. Bu karışımı kişisel bakım marketlerinde kolayca bulabileceğiniz seyahat boyu sprey şişelerine koyarak kolaylıkla yanınızda taşıyabilirsiniz. Denediğinizde memnun kalacağınıza eminim Yumuşacık ve mis gibi kokan bir cilt ise işin kaymağı olacak :)