tablo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tablo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2014 Pazar

Proje 52 /12


Seçim günü;
Sabah kargalarla beraber yollardayım.
Sandık başındaydım, görevde.
Günlerce okumuşum hazırlanmışım.
Bir okulun, yıllar öncesinden hafızamı dürten bir sınıfında, önemli bir sınavın arifesinde hissediyorum kendimi.
Oysa hayatımdaki en önemli -görünen- üniversite sınavına bile bu kadar endişeli, bu kadar karmaşık duygularla girmedim ben.

Gün başladı.
Ne kadar enerjim varsa harcadım, hak ve adalet için. Kendimi adil bir dünyada yaşadığıma inandırmak zor ama en azından benim olduğum yer biraz daha adaletli, hakkaniyetli olsun diye.

Eve çok yorgun döndüm, yorgun ve uyuşmuş. Çok karışıktım ve hiçbir şey düşünemiyor hissedemiyordum.
Seçim sonuçları çoktan yayınlanmaya başlamıştı ama benim ne görecek ne de anlayacak gücüm yoktu. Hemen televizyonu kapatıp yattım.

Uyandığım gün bir öncekinden bin beter.
Bu ülke bir günde böyle olmadı tabii ama bugün daha da beter oldu.
Her şey, herkes nasıl çirkin, nasıl çirkef, nasıl pis kokuyor.
Çok yalnız hissediyorum kendimi, boyalı kuş, kara koyun misali yalnız.
Dayanasım yok.

Önümde televizyon kanalları, kucağımda tablet her an haberlerin peşinde geçiriyorum koca günü. Sanki ben seyredince düzelecek birşey, peh.

Sosyal medya'ya bakarsan herkes benzer durumda ama gerçekten öyle mi yoksa bu yarı-yalan dünyada kendimizi mi kandırıyoruz yine.

Twitter'dan terapi defterini okuyorum gün içinde bir ara,  nefes almak için... Tavsiye ediyorum, takibe alın...

Bu arada zaman nasıl akıyor anlamıyorum o günden beri, zaten saatler de değişmiş, bünye hangi birine alışsın.

Göğsümden kalkmayan, bana nefes aldırmayan öküz yetmiyor, bir de boğazıma gelip yerleşiveriyor sinsi bir mikrop, beni akut faranjite sürüklüyor. Yaw zaten yutkunamıyorum kader, boğazımda çözülmeyen bir yumru var nicedir, bir de senin mikrobunla mı uğraşıcam diye kafa tutup kendimi nefes almaya dışarılara attıkça pis mikroplar azıtıyor. Gece yarısı acil servisi ziyarete zorlayıp iki iğne yemeden rahatlamıyorlar.  Sonrası malum, ev hapsi, yatak istirahati.

Ruhum mu hasta, bedenim mi bilemiyorum. Mikroplar öyle sarmış ki her yeri hangi hangisinden anlaşılmıyor artık.

Anladınız işte karışığım ben bugünlerde. İyi değilim.

Olucam ama... İki kuruşluk mikroplara pabuç bırakacak değilim.

Bu haftanın proje postu da böyle işte...


Atatürk Portresi - İbrahim Çallı




Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak 
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. 
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! 
O benimdir, o benim milletimindir ancak! 

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! 
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl? 
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. 
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; 
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! 
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. 
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. 

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. 
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. 
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, 
'Medeniyet! ' dediğin tek dişi kalmış canavar? 

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; 
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. 
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın, 
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. 

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı! 
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. 
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. 
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı. 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? 
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! 
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, 
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. 

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: 
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! 
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- 
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. 

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. 
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım; 
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; 
O zaman yükselerek arşa değer belki başım! 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! 
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. 
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; 
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, 
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

İstiklal Marşı - Mehmet Akif Ersoy






Onuncu Yıl Marşı - Faruk Nafız Çamlıbel - Behçet Kemal Çağlar / Cemal Reşit Rey



25 Mart 2014 Salı

Proje 52 / 11


Taşınma telaşı ve yorgunluğunu İzmir seyahati izleyince bir süre uğrayamadım buralara. Yoğun, yorgun ama baharın da yardımıyla kendimi ve enerjimi topladığım günler geçirdim.

Bahar keyfine İstanbul' da başlayıp İzmir' de devam ederken bu mevsimin ben de yarattığı sebepsiz heyecan ise içimde şu eşlikçilerle büyüyüp duruyor...

Size de Monet, Orhan Veli ve Johann Strauss eşliğinde mutlu haftar diliyorum.

Keyifle kalın...


A woman reading (Camille reading) - Claude Monet



Beni bu güzel havalar mahvetti, 
Böyle havada istifa ettim 
Evkaftaki memuriyetimden. 
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum; 
Eve ekmekle tuz götürmeyi 
Böyle havalarda unuttum; 
Şiir yazma hastalığım 
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Güzel Havalar - Orhan Veli Kanık








Bu da benim çocukluğumdan içinizdeki çocuğa bahar hediyesi olsun :)




8 Mart 2014 Cumartesi

Proje 52 / 10


Bu günlerde ülkemde yaşananların bende yarattığı ruh halinin Edvard Munch, Orhan Veli ve Bülent Ortaçgil katkısıyla özetidir...

Biri anlatsın bana gerçekten nedir bu normal !


Edvard Munch - Çığlık



Handan, hamamdan geçtik, 
Gün ışığında hissemize razıydık; 
Saadetinden geçtik, 
Ümidine razıydık; 
Hiçbirini bulamadık; 
Kendimize hüzünler icadettik, 
Avunamadık 
Yoksa biz... 
Bu dünyadan değil miydik? 

Orhan Veli Kanık - Giderayak









22 Ocak 2014 Çarşamba

Proje 365 / 9




Nude - Amedeo Modigliani


ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim

ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm

Pia - Attila İlhan







21 Ocak 2014 Salı

Proje 365 / 8


Eski ve güzel günleri anarken söz Zonaro, Beyatlı ve Baktagir'in olsun bu sabah da...

Keyifle kalın...


Göksu Sefası - Fausto Zonaro


Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
Her anını, her rengini, her şiirini hazdan.
Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle!
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden;
Mehtap... iri güller... ve senin en güzel aksin...
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde!

Geçmiş Yaz - Yahya Kemal Beyatlı







20 Ocak 2014 Pazartesi

Proje 365 / 7


Yeni bir gün, yeni bir hafta...

Enerjiniz bol, neşeniz eksik olmasın diye bugün söz Kandinsky, Kanık ve Bangles'ın :)

Keyifle kalın...


Composition VII - Wassily Kandinsky



Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...

Hürriyete doğru - Orhan Veli Kanık







19 Ocak 2014 Pazar

Proje 365 / 6



Güneşli ve en azından pazar olmasından dolayı neşeli bir günün ardından yarın işe gideceklere güzel dakikalar geçirtmesi dileğiyle bu gece söz Mualla, Akova ve Armstrong'un...

Keyifle kalın...


Fikret Mualla


gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler 
söz birliği etmişcesine 
'aşk hastalığıdır bunun adı 
ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra' 


oysa ne yalan söyliyeyim, 
ben yalnızca 
bir kuyrukluyıldıza 
çarptığımı sanmıştım 
yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken 
yüreğim bir patlamayla aydınlanınca

Aşk ve Kuyruklu Yıldız - Akgün Akova








17 Ocak 2014 Cuma

Proje 365 / 5



En çok da, en küçüklerden mutlu oluruz aslında; mesela uyandığınız günün cuma oluşu gibi :)

Hayat önümüzden geçip giderken onu kaçıranlardan olmamak, küçük anlarda gizli mutlulukları ıskalamamak dileğiyle, haftasonumuzu güzel geçirmeye Picasso, Asaf ve İncesaz ile başlayalım.

Keyifle kalın...



The dream - Picasso




Sanırım görmediniz;
Şimdi şuradan geçti.
Yazık görmediyseniz,
Böcek gibi güzeldi.

Yaşam - Özdemir Asaf








16 Ocak 2014 Perşembe

Proje 365 / 4


Heyecanlı ve keyifli bir gecenin ardından uyandığımız bu yağmurlu İstanbul sabahı bize başka şans vermeden bugünün proje gönderisi için atmosferi oluşturmuş bile.

Söz bugün Hassam, İlhan ve Manço eşliğinde yağmurun ve aşkın olsun...

Keyifle kalın...


Rainy Late Afternoon, Union Square - Childe Hassam



elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni  götürecek yoksa beni


geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa  eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni


Yağmur Kaçağı - Attila İLHAN









14 Ocak 2014 Salı

Proje 365 / 3


Mutlu günlere doğru ilerliyoruz. Biraz koşturmalı, çokça  "ne yapsak nasıl yapsak" dolu, heyecanlı ama en temelde keyifli.

Bu aralar proje gönderileri dışındakileri yazacak vaktim olmuyor. Ama dönüşümde yazacak bir Kıbrsı bir de İtalya gezisi var :) ve o zamana kadar yaşanacak yeni güzellkler.

Şimdi sözü Chagall, Süreya ve Tezer'e bırakıyorum...

Keyifle kalın...


Chagall



Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel


Fotoğraf - Cemal SÜREYA





13 Ocak 2014 Pazartesi

Proje 365 / 2


Hiç aklımda yoktu aslında böyle kasvetli bir gönderi hazırlamak.
Ancak bilgisayar başına oturunca çıka çıka böyle bir kombinasyon çıktı bu pazartesi sabahı için. Artık çalışmasam da sanırım ruhum hala derinlerde, biliçaltımın kilitli dehlizlerinde pazartesi sendromunu yaşamaya devam ediyor...

Son Roma gezimizde Galleria Borghese'de orjinalini gördüğümde karşısında uzunca çakılı kalmıştım bu tablonun. Düzenlemesi açısından çok da başarılı bulunmayan bir Caravaggio tablosuymuş aslında ama benim en çok etkilendiğim tablosu oldu diyebilirim.

Aslında dini içerikli ve çok basit bir mesajı var. Meryem ve çocuk İsa, şeytanı sembolize eden bir yılanın başını ezmektedir, yanlarında ise aslında tablonun onuruna yapıldığı Saint Anne (Meryem'in annesi) bulunmaktadır. Fakat ben tablodaki dini içerikten çok, anne ve çocuğun beden dili ve ifadelerinin gücüne hayran kalıyorum. Çocuğun korku ve tereddütle kasılmış vücudu, annenin kendine güveni, vakur, çocuğunu koruyan ve onu korkusuna karşı yüreklendiren hali o kadar güzel resmedilmiş ki baktıkça bakasım geliyor.

Fazla uzatmadan, söz bugün Caravaggio, Mungan ve Chopin'de...

Keyifle kalın...


Madonna dei palafrenieri - Caravaggio



Görünmeyeni görmenin azabı
İçimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ay ışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin

Görünmeyeni görmenin azabı
Çılgınlar otu ağzımda
Kırların yırtığına takılmış karaca
Sıvası dökülmüş duvarlardaki
Donmuş halı zamanı

Çılgınlıklar otu ağzımda
Değişik kalibreli intiharlar denedim
Dipteki arayış boş kovan
Başkalarının gecesi bitmedi daha

Başkalarının Gecesi - Murathan Mungan






Nocturne No.20 in C-Sharp Minor Op. Posth - Chopin


12 Ocak 2014 Pazar

Proje 365 / 1


Sanatın, insanın özünü bulması, kendini keşfetmesi ve dünyayı anlaması için çok önemli olduğuna inanıyorum. En azından benim için, gördüğüm her fırça darbesi, dinlediğim her nota, okuduğum her cümle en derinlerdeki kendime ulaşmamı sağlayacak yolun taşlarına bir yenisini ekliyor sanki.

Bugünden başlayarak Goethe'nin sözlerinin peşine düşüp bir yolculuğa başlıyorum. Her gün, içinde bir tablo, bir şiir ve bir parça müzik içeren bir gönderi hazırlayacağım ve bakalım bu gönderiyi bir kaç mantıklı cümle ile sunabilecek miyim? :)

Umarım hepimiz için keyifli bir yolculuk olur diyor ve sözü Monet, Tanpınar ve Moyet'e bırakıyorum. Önerim müziği başlatıp tablo ve şiirin keyfini müzik eşliğinde çıkarmanızdır...

Keyifle kalın...


On The Bluff At Pourville - Claude Monet



Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

Ne içindeyim zamanın - Ahmet Hamdi TANPINAR









11 Ocak 2014 Cumartesi

Proje 365






Dün facebook'da yukarıdaki gönderiyi gördüm, beni fena halde çarptı.

Önce beğendim, sonra paylaştım.

Yetmedi, kendimi tutamayıp her facebook'a girişimde bu sözü bir kere daha okudum.

Vee bu sözün bana söylediklerini duymadan geçemedim.

Küçük gibi görünse de büyük bir işe kalkıştığımı biliyorum.

Ancak yapmak için içimden yükselen isteğe güvenerek bir proje başlatıyorum.

Yarından itibaren her gün, kendim ve beni izleyenler için

bir parça müzik, 
bir şiir, 
bir tablo 
ve birkaç mantıklı cümle

seçip yayınlayacağım.

Projemin hayatlarıımızı renklendirmesi ümidiyle...