One Night etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
One Night etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Şubat 2014 Pazartesi
38 Şahit (One Night) ve Toplumsal Duyarsızlık
Dün sabah pazar kahvaltımızı eder ve İz TV'de başlayacak Varlık Dergisi ile ilgili bir belgeseli beklerken oyalanmak için kanallar arasında dolaşıyordum. O kanal senin bu kanal benim derken Digiturk Festival kanalında henüz başlamış bir filmin bilgi bölümünde yazan şu özete takılıp kaldım. "Bir kadının hunharca katledilmesine tanık olan ama müdahale etmeyen 38 komşusunun vicdan muhasebesi..."
Konu güneşli bir pazar sabahı için çok ağır görünse de merakıma yenik düştüm. Beklediğim programı etiketledim ve o başlayana kadar bu filmi seyretmeye başladım. Eşim ilk anda çok ilgi göstermese de bir baktık ki beklediğimiz program başlayınca bu filmi bırakıp ona geçmek istemiyoruz.
Filmin yavaş, sinsi sinsi ilerleyip insanın içine işleyen bir kurgusu ve anlatımı var.
İnsanın -en gelişmiş gördüğümüz batı toplumunda bile- nasıl korkak, bencil ve duyarsız olabildiği çok yalın ve çıplak ama bir o kadar çarpıcı şekilde anlatılmış. Karakterlerin her birinin ayrı ayrı vicdanlarıyla yüzleşmeleri çok etkileyici.
Filmin iki ana karakterinin olayın içinde ve dışında olan insanlar şeklinde kurgulanması başarılı olmuş. Bu şekilde içerden ve dışardan böyle bir dehşetin algılanmasındaki, yaşanmasındaki farkı, dışardaki karakterin adım adım olayın içine çekilişi, finaldeki idrak ve olayla yüzleşmesi gerçekten çok başarıyla işlenmiş. Filmden çok etkilendik, bittiğinde bir süre konuşamadık bile
Günün ilerleyen saatlerinde mahallemiz için katıldığımız protesto boyunca da hep bu film vardı aklımda ve tam da bu sebeple yürüyüş boyunca en çok attığım slogan "balkonda durma aşağıya in" oldu sanırım. Hem yürüdüm, hem düşündüm. Devamlı bir vicdan muhasebesi yaptım gün boyunca.
Gerçekten çok duyarsız bir toplum olduk demeyeceğim çünkü bence hiçbir zaman bundan daha duyarlı olmadık.
Bir şey bizzat bizim başımıza gelmedikçe, o şeyden bizzat bizim canımız yanmadıkça seyirciyiz hep. Olduğumuz yerden alkışlıyor ya da yuhalıyor ama balkonlarımızdaki yerimizden, özel ve korunaklı locamızdan kıpırdamıyoruz. Yanlış anlaşılmasın bu arada ben yaptım siz yapmadınız değil söylediğim. En önce kendime kızıyorum, yapmadıklarım için, korktuklarım için, uğruna rahatımı tercih ettiklerim için ve en başta kendimi hedef alıyorum söylediklerimde. Sonuçta kendimizden öte gerçekten değiştirebileceğimiz ne var ki? Ve kendimizi değiştirebilsek en zorunu ve üstümüze düşenin en önemli kısmını yapmış olmaz mıyız zaten?
Sözün özü, rahatını kaçırmak isteyenleri bu filmi izlemeye davet ediyorum, sonra da uzun uzun düşünmeye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
