ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2014 Cumartesi

40'tan önceki son çıkış






Evet 40' tan önceki son çıkışı da geçtik. Bundan sonraki durak sırıtarak beni beklese de hemcinslerim kulağıma 39' da uzun süreli bir mola verebileceğimi, bunun neredeyse bir gelenek olduğunu fısıldadığı için içim rahat :)


Buraya kadarına sonsuz minnet duyduğum hayatımın gelecek günler için de bana güzel sürprizler hazırladığına kuşkum yok. Adı 39' da, 40' da, 50' de olsa farketmez, heyecanla bekliyorum gelecek günleri de. Yine de 39' daki konaklama hakkımı saklı tuttuğumu belirtmek isterim, insanın ne zaman neye ihtiyacı olacağı belli olmaz :))






Zamanın hızlı akışına inat sonbaharın bu güzel günlerini biraz olsun yavaşlatıp tadını çıkarabilmek için artık geleneksel hale getirdiğimiz doğumgünü seyahatimizi bayramla birleştirip 15 gün İstanbul'a veda ettik.


Bayramda annemleri, sonra kayınvalidemleri ziyaret edip doğumgünüm için 4 günlüğüne aynı geçen sene ki gibi Sakız Adası'na kaçıverdik.






Adanın önemli yerlerini geçen sene zaten gezdiğimiz için bu sene biraz yatma, dinlenme tatili yaptık.
Tatlı tatlı esen meltem ve pırıl pırıl parlayıp usul usul ısıtan güneş altında kah balkonumuzda, kah plajda kumların üzerinde yayıldık, okuduk, dinlendik. İstanbul' un bizi bekleyen soğuk ve gri havasına dönmeden bol bol mavi gökyüzü, sapsarı güneş ve iyot kokusu biriktirdik.





Adayı ne kadar çok sevdiğimizi bir kere daha teyit ettik. Cindy ve Yiannis' le dost sohbetler yaptık. Bol bol yedik içtik. Bir kere daha yaşadığımız güzellikler için şükrettik.

Dönüşte ailelelerimizi bir kere daha kucakladık ve maalesef tüm tatilin en tatsız kısmı olan bu sevimsiz şehre geri döndük.






Kasımın ilk haftası bize yine bir seyahat görünüyor, bu sefer uzak diyarlara. O güne kadar buralarda olmaya gayret göstereceğim.

İyi hafta sonları,





12 Aralık 2013 Perşembe

Kara Gözlü Güzel Kızlarımız...


Geçen cumartesi gecesi soğuk havayı da peşimize takarak geldik İzmir'e. Pazar günü annem ve babam da bize katıldı ve öğleden sonra dikim çalışmaları için hazırlığa başladık.

Öncelikle zeytinlerin arazide ekileceği yerleri işaretledik. Tek cümle ile yazarken kolay görünse de arazideki rüzgarın yönü, hali hazırda bulunan diğer ağaçlar, bırakılacak yolların konumu, zeytinler arası mesafe gibi tüm parametreleri katınca önceden yapılan hazırlıklarla anca 2 kişinin yarım günde bitirebileceği bir iş olduğunu söyleyebilirim.


Babamın çizdiği kaba kroki - by MRA

Babam gelmeden evvel Google Earth yardımı ile arazinin şeklini ve ölçülerini çıkarıp kabaca bir yerleştirme yapmış, ağaçları dikmeye karar verdiğimiz 6 mt aralıkları işaretlediği uzun ölçü iplerini hazırlamış ve çalışma sistemini kurgulamıştı.


Kireç ile işaretleme yaparken - by MRA

Böylece biz babamla işaretleme işine, annem de bahçeyi ilk aldığımız sene diktiğimiz zeytinlerimizin ürünlerini toplamaya koyuldu. Saat 12:30 gibi başladığımız işi güneş batarken bitirmiştik ama ufak görünen ağaçlarımızda o kadar çok zeytin varmış ki annem bu ve sonraki 3 gün boyunca habire zeytin topladı :)

İkinci gün annemler bizim işaretlediğimiz yerlere çukurları kazdırmak işi için yanlarına aldıkları 2 işçi ile araziye giderken eşim ve ben de Ödemiş'e fidanlarımızı almak için yola koyulduk. Ancak erken gitmemize rağmen kooperatifteki mevsimsel yoğunluk sebebiyle planladığımızdan oldukça geç bir saatte fidanlarımızı alıp dönebildik. Yine de gündüz çalışan işçiler beklemişti de, fidanları araziye indirip günü noktayabildik.


Nefis Ödemiş Kebapçısı - by MRA

Bu arada Ödemiş'e ilk gidişimizde meşhur Ödemiş kebabını (aslında köfte) herkesin tavsiye ettiği Hurşit' te yiyememiş ama yine de yediğimiz yerdekini de çok beğenmiştik. Bu sefer madem bekliyoruz Hurşit'e gidip karnımızı doyuralım dedik ve öğlen yemeğini meşhur kebapçıda yedik. Meşhur olduğu için sanırım, inanılmaz bir kalabalık vardı, masalar ortak kullanıma açık ve sandalyeler bir dolup bir boşalıyordu. Fakat ne yalan söyliyim ben İlk yediğimiz yerdeki kebabı daha lezzetli bulmuştum. Yerin adı Nefis Ödemiş Kebapçısı ve Hurşit' in birkaç dükkan yanında. Giderseniz patlatın bir kebap derim ;)




Postun gıda konulu ikinci paragrafını ise Bademli Kooperatifi Süt Ürünlerine ayırmak istiyorum Ayranı, Sütü, süzme yoğurdu, normal yoğurdu,tereyağı hepsi birbirinden lezzetli ve ucuz. İlk gidişimizde keşfettiğimiz bu lezzetleri bu sefer bol bol aldık çünkü kooperatifin İstanbul'da satışı yok. İzmir'de Bayraklı'dan dağıtımı varmış ama hangi marketler satıyor bilemiyorum. İstanbul'a koli ile nakliye işine çok sıcak bakmadılar ama ben bu konuyu kesinlikle zorlamayı düşünüyorum ;) Yeni bir gelişmeye kadar yolunuz düşerse mutlaka alın diyorum...

Üçüncü gün kapalı hava ve çiseleyen yağmura rağmen 2 işçi ve biz toplam 5 kişi dikim işine giriştik. 150 adet zeytini gün sonunda toprak ile buluşturmuştuk. Kendimizi eve nasıl attığımızı bilemedik. Güzel bir yemek, yorgunluğa cila birkaç kadeh rakıdan sonra ertesi gün geleceğini eklediğimiz fırtına ve soğuk havaya hazırlanmak için uykuya yattık.

Sabah kalktığımızda saatte 40 km hızla esen bir rüzgar (fırtına demek lazım aslında) ve buz gibi bir hava vardı. Rüzgar sayesinde sıcaklık en az 5 derece daha düşük hissediliyordu. Kısa bir durum değerlendirmesi ile yeni dikilmiş fidanların henüz destek çubuklarını takmadığımız, bu sebeple de esen rüzgarın verebileceği hasarı düşünerek en azından bu işi mutlaka yapmamız gerektiğine karar verdik. İşçileri arayıp onların gelmesine gerek olmadığını söyleyip, cengaverler ailesi olarak sarınıp kuşanıp çıktık araziye. Allahtan ağaçları güzel ekmişiz de 1-2 tanesi dışında kökleri hiç oynamamıştı. sabah 8'den öğlen 12'ye kadar rüzgara kapılıp uçmamak için büyük çaba sarfederek çubuk çakma ve bağlama işini bitirip donmuş bir halde eve kaçtık. Aynı gün İstanbul'a kar yağmış, metropolün çileli dakikaları başlamıştı.


Dikilen zeytinler - by MRA

Fırtına sebebiyle ancak yarım gün çalışınca zeytinlerle beraber aldığımız 10-15 civarında meyve fidanının ekimi, bahçedeki yeni eski tüm zeytin ve meyve ağaçlarının gübrelenmesi işleri bugüne kalmış oldu. Sabah erkenden kalkıp işçileri de alarak yine araziye yayıldık. Onlar meyvelerin dikimi için çukurları kazıp dikim işini yaparken biz de takviye için hayvan gübresi ile beraber kullanacağımız kök gübresini alıp geldik. Kalan dikimler bitince hep birden giriştik gübreleme işine. İki kişi ağaçlara takviye gübreyi ölçüsüne göre dağıttı, arkasından 2 kişi ağaçların çukurlarını kazıp gübreyi karıştırdı, 2 kişi de hayvan gübresini taşıyıp dağıttı.

Ancak bu kısım gübrelerle beraber beni de dağıttı :) Zira kolay olan takviye gübrelerin dağıtılması işinden sonra çapalama işinde anneme katılınca resmen kaporta dağıldı :) Üstüne bir de ayaz soğuk, kat kat giyinmeme rağmen ayaklarım donuyor. Bir an sanırım bir ağaç daha yapamadan şurada düşüp kalıvereceğim dedim. Şu anda beklediğimden çok daha iyiyim ama o anda ağrımayan adelem yokmuş gibi geliyordu. Yine de iş bitmeli diye azmedip sonuna kadar dayandım. O kadar yorulmuşum ki eve geldiğimde duş almaya bile halim kalmamıştı.


Arsız Böcük iş başında - by MRA

Fakat annem ve babamın muhteşem enerjileri sayesinde 4 günde inanılmaz işler başardık diyebilirim. Onlar olmasa kesinlikle bu kadar işi bitiremezdik. Hem tecrübeleri hem de çalışkanlıkları sayesinde işler zorlu hava koşullarına rağmen planladığımız şekilde tamamlandı. İşçiler bile onlardan utandığına normal tempolarının kat kat üstünde çalıştılar :)

Yapılanları özetlersek:

Toplamda 150 zeytin + 15 meyve fidanı ektik, çubuklarını çakılıp iplere sağlamladık ve gübreledik.

25 adet civarı eski zeytin ağacımızın zeytinlerini topladık hatta akşamları arazi dönüşü evde kış gecesi masa çevresinde aile modunda onları ayıklayıp salamuraya bastık.




Sonra bu ağaçları budadık, diplerini kazdık ve gübreledik.

20 adet civarı eski meyve ağacımızı budadık, diplerini kazdık ve gübreledik.

Fakat yorgunluğa değdi. Artık bahçemiz gerçekten bahçeye benziyor. Bir akraba teyzemizin benzetmesi ile bir sürü kara gözlü güzel kızımız oldu.Biz de onları ailemize gelin kabul ettik ve torunlarımızı beklemeye koyulduk bile :)))


27 Ekim 2013 Pazar

Ege'den dönüş


Ayaklarımız geri geri giderek döndük canım Egemden.

Detayları ayrıca yazarım belki, şimdilik kısa notlar ile bir özet geçeyim.

- Sakız Adası'nı çok beğendik. Güzel yerler gördük, güzel denizlerde yüzdük, güzel yemekler yedik, güzel müzikler dinledik, güzel insanlarla tanıştık. "Güzel" bolluğundan anlayacağınız üzere çok keyifli bir gezi oldu bizim için, mutlaka tekrar edeceğiz :)


Sakız Adasındaki odamızın balkonu - by MRA

- Alaçatı ve Çeşme'deki Türk fırsatçılığı daha da göze batıyor Sakız'dan sonra...

- Bayram keyifliydi, hem benim hem de eşimin ailesi ile İzmir'deydik. Kalabalık ve neşeli bir bayram geçirdik.

- Bayram sonrası çok çalıştık. 5 dönüm tarlayı zeytin ekimi öncesi islah etmek için otunu yolduk, taşını topladık, 3 kere farklı aletler ile sürme, çapalama vs gibi işlemlerini yaptırdık. Yorulduk ama sonuçtan çok keyif aldık. Tabii beraber iş yapmaktan da :)


Zeytin dikimine hazırız. Seferihisar - by MRA


- Kasım sonunda yapacağımız zeytin dikimi için Ödemiş'e bir gezi yapıp fidan baktık. Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile tanıştık ve pek sevdik kendilerini, özellikle de Başkan beyi  :)

- Birgi, beklentilerimin çook ötesindeki güzellikte, küçücük bir cennetmiş. Ödemiş'e kadar gitmişken gün batmadan bir uğrayalım diye gittiğimiz bu cennetten, en kısa zamanda tekrar gelmek ve mutlaka daha uzun süre kalmak arzusu ile ayrıldık.


Birgi - by MRA


Gezme, tozma, yüzme, kazma, çapa derken hem üretken hem de çok keyifli bir kaç hafta geçirdik.

Ege'de Ekim gerçekten bir harikaydı.

2 gün boyunca ara ara atıştıran yağmuru da güzeldi, zaman zaman esen rüzgarı da. Ama genelde hava şerbet kıvamında, gündüzleri rahatlıkla denize girilebilir, gece de bir hırka ile açık havada oturulabilir sıcaklıktaydı.

Hergün bir diğerinden süprizli gün batımları ve ay doğuşları gördük.

Tüm bu güzellikleri soğuk kış günlerinde hatırlamak üzere derin derin içimize çektik, hepsine ayrı ayrı kadeh kaldırdık...

Ve cuma akşamı yuvamıza geri döndük. Herkes evimi özlemişim der, ben bu sefer evimi değil sadece düzenimi özlediğim hissiyle döndüm ve dönmeyi gerçekten hiç istemedim. Ege'de yaşayacağım günleri heyecanla bekliyorum.

Bir aksilik çıkmazsa Kasım sonunda tekrar ordayız avuntusuyla eşim işine bense tatil dönüşü yerleşme vs işlerine döndük bile...

5 Ekim 2013 Cumartesi

İtiraf ediyorum...




Benim gibi hasta olup 5 gün evden burnunu çıkarmamış birinin, biraz da hastalığın etkisi ile :) hayaller görmesi, gerçekten kopması, perdenin arkasından sıcak battaniyesine sarılıp, düşen yaprakları seyrederek "Hayallerim, Aşkım ve Ekim" minvalinde gönderiler yazmış olması normal karşılanmalıdır. Karşılanması talebimdir.

Söylediklerimin hala arkasındayım o ayrı. Ekim güzeldir, bir tanedir, üstüne yoktur da, kandırıldık ey halkım!!! Bu Ekim midir?

Kaloriferlerin doğumgünümden önce yandığını hatırlamıyorum mesela ben hiç. Yorganları çıkardık yetmedi, üstüne bir de battaniye çıkardık eh anca dedik. Sabaha karşı donarak uyandığım evvelki gece itiraf etmeye hazırdım aslında ama insanoğlu işte.

Dün ilk defa burnumu yanıma alıp markete gitmek için dışarı çıkınca yüzüme bişi çarptı. O kadar uyuştum ki nedir anlayamadım. Arabaya zor attım kendimi, bir baktım termometre 6 derece gösteriyor. İşte o an silkindim ve gerçekleri gördüm. Oha lannn o ne beee!!!

Kardeşim bi hastalandık, dünyadan elimizi eteğimizi çektik, ortalığı boş bıraktık, bu ne lan??!!!

Kim çaldı sonbaharı mıııı????


2 Ekim 2013 Çarşamba

Yılın en güzel ayı: Ekim...



Eski bir dost, "İnsan doğduğu ayın iklimini, renklerini, seslerini içinde bir yerlerde saklıyor herhalde. Yoksa doğduğum ayı neden bu kadar çok seveyim ki" demişti. Benim Ekim ayına olan aşkımın en temel sebebi de bu, sanırım. Sonbaharın zirve yaptığı bu ayı tüm getirdikleri ile sevmekten alıkoyamıyorum kendimi.

Yaz insanları için söylediklerim sevimsiz gelebilir ama aynen aşağıdaki resimde yazdığı şekilde hissediyorum, hele ki dışarda yağmur yağar, ağaçlar, yapraklar savrulur, mutfaktan tıkır tıkır eden çayın sesi ve mis gibi kek kokusu gelirken :)



Digiturk Kanal 429 bir yandan bu günlerde sıkça tekrarladığı Autumn Leaves'i döndürüyor yine. Ekran görüntüsünde halen deniz olsa da ben daha çok pencereden dışarısını seyrettiğim için benim için sesler, kokular, görüntüler baştan aşağı hazan mevsimiyle dolu şu anda. Ve ben arsızca bu anın keyfini çıkarıyorum.

Aslında bugün kadere isyan etmek için çok da geçerli sebeplerim var :) 3 gündür geçmeyen faranjit-gribimsi garip hastalığım dün nihayet beni terketti diye sevinerek bir heves FilmEkimi'de 1-2 film seyredeyim bari dedim. Çok geç kalmış olsam da bugün için 2 filme bilet bulabildim. Biri sabah 11:00 diğeri akşam 19:00. Arada kalan zamanda da Bienal mekanlarından birkaçını gezerim diyordum. Aklımca bir taş ile iki kuş vuracağım.

Evdeki hesap çarşıya uymuyor tabii. Gece 2:00 gibi bir öksürük krizi ile hastalığım kendini hatırlattı ki sormayın. Bir gıcık bir gıcık nefes bile alamıyorum, uyumak zaten mümkün değil. Neyse ılık süt içine bal ve toz zencefil karıştırıp içtim, ilaçlarımı aldım, biraz dolandım. Bir süre sonra öksürüğüm sakinledi, yattım. Ama tabii uyumam zaman aldı. Sabah kalktığımda da çok keyifsizdim. Bu havada bu boğazla Taksim sana anca hayal dedim ve hiç kasmadan vurdum kafayı geri yatıp 1 saat daha uyudum. Sağlık bu şakaya gelmez.

Kısacası bugün sağlık şartları sebebiyle sonbahara uygun bir ev günü oldu. Demek kaderde sinema yerine battaniye altında film seyretmek varmış, FilmEkimi@home :)


Çalışan dostlarım için yağmur, çamurda işte ve trafikte olmak hiç zevkli olmayabilir, kabul ediyorum. Sizi Ekim'in harika bir ay olduğu konusunda ikna edemeyebilirim. Ama şu anda sonbaharı benim kadar sevemeyenlerin acısını biraz da olsa hafifletmek ve gününüzü renklendirmek için küçük bir hediye verebilirim, belki bu işe yarar :)

Çok severek takip ettiğim bir blog var Geninne's Art Blog .Sahibesi, sevgili Geninne, über yetenekli bir hatun ve sağolsun her ay hazırladığı duvarkağıtları ile bilgisayarımın ekranını bir cümbüşe çeviriyor. Ben çok severek kullanıyorum umarım siz de seversiniz. Aşağıdaki bu ay için çizdiği, kendi sayfasından büyük boyutunu indirebilirsiniz.



Sevgiyle kalın :)