Lüfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lüfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2014 Pazar

Lüfer Koruma Timi iş başında !!!






Geçen sene Beşiktaş Balık pazarından lüfer alırken balıkçıya "biraz küçük değiller mi" diye sormuştum -aslında çok da küçük değillerdi ama yoklama çekmek istemiştim. Adamın cevabı "Hanımefendi burası Beşiktaş! Buranın hanımları bize küçük alık sattırır mı sizce?!" olmuştu. İşte bu söz istendiğinde nelerin kolayca kontrol altına alınabildiğine güzel bir örnekti.

Lüferi çok severim, hatta üstüne balık tanımam! Ama doya doya yiyememekten şikayetçiyim. Her yer küçücük balıkları lüfer diye satıyor, bizler de bir güzel alıyoruz.






Ben bir Atakent sakini olarak sürekli Atakent Migros'tan alışveriş yapıyorum. Evime en yakın balığı da burada bulabiliyorum. Hafta da en az 2-3 kere ziyaret ettiğim bu Türkiye devi mağaza balık avı sezonu açıldığından beri sürekli olarak küçük balık (lüfer adı altında sarıkanat ve çinekop) satışı yapıyor. İlk günden itibaren yetkililere şikayetimi ilettim ve balık almayı kestim. Fakat beni takan yok tabii, durum devam ediyor. Market yetkililerini defalarca uyardığım halde bana sürekli "sattığımız balığın %15'inin küçük olması normal bu kadar fire hakkımız var savunmasını" yapıyorlar. Ancak benim gördüğüm kadarıyla %15 bir yana tezgahtaki balıkların neredeyse tümü 20 cm altında. Benim karışımın ölçücü 20 cm, fotoğrafta balıkların karışım ile orantısını görebilirsiniz. Sarıkanat belki ama çoğunun 20 cm'i bulmuş olgun birer lüfer olmadıkları kesin...

Bu hafta Alo Gıda 174 hattına alo174@tarim.gov.tr adresine fotoğrafları da göndererek şikayetimi yaptım. Telefonunuz yanınızdaysa bu iş çok kolay. Bir fotoğraf çekip hemen mail ile gönderip şikayet oluşturabilirsiniz. Ben ne zamandır bugün yaparım yarın yaparım diye erteledim, lütfen siz de benim gibi üşenmeyin. Toplam 1 dakikanızı alacak bir işlem ile bu konuda fayda sağlamanız mümkün.

Not: Şu yazıya da bakmak isteyebilirsiniz...


27 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares






Bu hafta pek hareketligeçiyor. Dün gece ki kızlar partisinden kalma dumanlı kafamı bu cuma akşamında bilgisayar başına oturmam da bundandır :) Yarın gün içinde dışarıda koşturulması gereken birkaç iş, evde temizlik, akşam da dostlarla yenecek bir yemek olunca bu haftanın paylaşımları için bugünden yazıyı tamamlamak farz olmuş demektir.


İşte bu haftanın paylaşımları,



Kendinize güveninizi sadece 2 dakikada nasıl yükseltirsiniz?








Yine son derece ilham verici bir TED videosuna rastladım bu hafta.

Videoda Harvard' da profesör olan Sosyal Psikolog Amy Cuddy ve ekibinin yaptığı bir araştırma anlatılıyor. Araştırmadan çıkan etkileyici sonuç özetle şöyle; beden dili sadece o anda nasıl hissettiğimizi yansıtan pasif bir araç değildir, bizler kendi bedenimizi kullanarak nasıl hissettiğinizi değiştirebiliriz. 

Nasıl mı? Kısaca şöyle;

Bir grup denekten sadece 2 dakika boyunca güçlü görünen, güç ifade eden bir pozisyonda durmaları isteniyor. Yukarıdaki fotoğraftaki "Wonder Woman" pozu gibi mesela. Diğer gruptan ise tam tersi sinik, korkak ve savunmacı bir pozisyonda durmaları isteniyor.

Deneyden önce ve sonra Testosteron ve Kortizol hormonlarının seviyeleri karşılaştırılıyor. Bu hormonlar nedir diyenler için:  Testosteron, vücutta güç, cesaret, girişkenlik, kendine güven gibi etkileri olan bir hormon. Erkeklik hormonu olarak da biliniyor oysa her iki cinste de salgılanıyor, erkeklerde çok daha fazla tabii :). Kortizol ise vücudun strese gösterdiği tepkiyi gösteren hormon, stres hormonu olarak da biliniyor.

Deney sırasında yapılan testlerde görülüyor ki sadece 2 dakika güç pozisyonunda duran kişilerde vücuttaki güç hissini gösteren testosteron seviyesi %20 yükseltirken, kortizol seviyeleri %25 azalıyor. Yani kendilerini gerçekten daha güçlü ve daha az sıkıntı da hissediyorlar.

Bunun aksine sinik pozisyonda duranların testosteron seviyesi %10 civarı düşerken Kortizol seviyeleri %15 civarı yükseliyor. Yani başladıklarından daha korkak, tehdit edilmiş ve gergin hissetmeye başlıyorlar.

Ben kendi adıma bunu bilinçli olarak yapmasam da güç ve kendine güven ihtiyacı duyduğum zamanlarda daha dik oturup, omuzlarını geriye devirip, derin bir nefes aldıktan sonra yumruklarımı sıkar ve yüzümde kararlı ve ne yaptığını bilen bir ifade takınmaya çalışırım. Kısa bir süre bu şekilde durmak bana her zaman iyi gelmiştir. Bu videoyu seyrettikten sonra bunu bilinçli olarak uygulamaya başlayacağımdan eminim :) Buyrun bu etkileyici videoyu bir de kendiniz seyredin.







Surada da pek zevkle takip ettiğim A Cup Of Jo blogunda konuyla ilgili yer alan paylaşım. İçerdiği Amy Cuddy hakkındaki New York Times makalesine göz atmanızı da özellikle tavsiye ederim.



Bir insan elini attığı her şeyi mi becerir!







Bu paylaşım erkekler için çok çekici gelmeyebilir ama bayanların bu blogu keşfetmekten mutlu olacağına eminim.

Size tavsiye edeceğim Genine's Art Blog takip etmeye ilk başladığım blog olsa gerek. Yıllardır takipteyim ve bu hatunun hastasıyım :)

Genine, yaratanın cömert davrandığı insanlardan biri. Yaratmak onun yaşam tarzı olmuş. Durmadan dinlenmeden harika şeyler üretiyor. Resim yapmaktan, oymacılığa, seramik yapımından dikişe kadar her şeyi beceren, becermekle de kalmayıp yaratıcılığını, farklılığını ve el becerisini yaptığı her işte gösteren inanılmaz yetenekli bir hatun.

Sadece kendisi de değil, mimar olan eşi ve harika resimler yapan oğlunun da insanı çatlatacak derecede yetenekli olduğunu söylemem lazım. Yaşadıkları evleri eşi yapıyor, birkaç senede bir yeni bir ev yapıp, eskisini satıp yepyeni bir maceraya başlıyorlar. Blogda bu evler konusunda da bir çok yazı ve fotoğraf bulabilirsiniz. Dekorasyon ve mimari konusuna olan merakım sebebiyle hepsini tek tek takip ettim ve yaşadıkları her eve ayrı ayrı bayıldım diyebilirim. O kadar ki beni evlat edinmeleri için kendilerine yalvarmayı ciddi ciddi düşündüğüm anlar oldu :)

Bloguna kabaca bile göz gezdirseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hele detaya girerseniz renkli kişiliği ve yarattığı güzelliklerle sizi kendisine nasıl hayran ettiğini göreceksiniz.







Bu arada her ay ücretsiz yayınladığı tamamen kendi çizimi olan desktop'ları yayınlamaya başladığı ilk günden beri kullanıyorum. Sizin de seveceğinize eminim.



Lüfer Koruma Timi



Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar ve Lüfer Koruma Timini hala duymamış olanlarınız için bir ara uzun uzun yazacağım. Ancak balık avlama yasağının bitişinin ardından tezgahlarda gördüğüm Lüfer ve Palamut iddiasındaki balıkların küçüklüğünü görünce çok geç olmadan bu konuya değinmek istedim. 

Geçen sene Beşiktaş pazarında bir amcaya balıklarının küçük göründüğünü söylediğimde "kızım burası Beşiktaş, buranın hanımları sattırır mı bize küçük balık, herkesin gözü üstümüzde" demişti. Yaptığımız kontrollerin ne kadar etkili olduğunu bu olayla iyice anlamıştım. İşte bu yüzden "amaan ne olacak" demeyin, neler için bir foto çekip sosyal medyada paylaştığınızı düşünün. 

Sizin için bu işin peşinde koşacak, ne yapacağını bilen insanlar sizin için çalışmaya hazırlar. Sizden sadece onların gözü olmanızı istiyorlar. 

Siz de yasal sınırın altında satış yapan birine rastladığınızda (balıkçı, market, seyyar ya da lokanta farketmez) 
  • çekin bir fotoğrafını 
  • ekleyin satıcının isim ve adresini 
  • @140journos'a tweetleyin.





Buna ek olarak Slow Food / Fikir Sahibi Damaklar hesabını facebook ve twitter'da takibe alırsanız hem konunun detayları hakkında bilgi sahibi olabilir hem de birbirinden değerli bilgi ve aktivitelerle ilgili haberlere birince elden ulaşabilirsiniz..


Bu haftalık da bu kadar, mutlu hafta sonları...