instagram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
instagram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares






Nasıl bittiğini anlayamadığım bir haftanın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz :)

Vize için konsolosluk kapılarında yalvarmaktan, ayrıldıktan sonra ilk defa eski iş yerimi ve özlenen dostları ziyarete kadar pek çok farklı aktivite ile geçirdiğim bu haftanın tüm günlerini ve iki gecesini dışarıda geçirince internette dolanacak pek az vakit bulabildim doğrusu.

Bu girizgahtan  "elektrikler kesikti, çalışamadım hocam" durumunu fark etmişsinizdir ama merak etmeyin boş kağıt vermeyeceğim :)

İşte bu haftanın son anda derlenmiş seçmeleri :


Açık Mutfak






Önümüzdeki pazar için size değişik bir aktivite önerisi, yemek yapma kısmı için geç kalmış olabilirsiniz ama tatmak için hala zamanınız var :)

Lezzetli bir pazar için çekici bir aktivite olabilir, ne dersiniz?


SALT Beyoğlu ev sahipliğindeki Gastronomika Mutfağı, Açık Mutfak serisinin ikinci etkinliği kapsamında 28 Eylül 2014 Pazar günü size emanet!

Annenin, anneannenin, babaannenin tarif kitabından ya da kendi denemelerin sırasında keşfettiğin en sevdiğin tarifi ve hikayesini, senin gibi Anadolu mutfağından heyecan duyan diğer insanlarla paylaşmak ve keyifli bir sohbet için 28 Eylül 2014 Pazar günü öğlen 12:00'den akşam 20:00'ye kadar SALT Beyoğlu'na davet ediyoruz.

Gastronomika Mutfağı altyapısını, araç ve gereçlerini kullanarak kendi menünüzü, tarifinizi hazırlamak için mutfakta uygun zaman aralıklarını ayırtabilirsiniz. Her biri 1,5 saatten 4 farklı oturumda 8 farklı kişi/grup mutfağı kendi menülerini hazırlamak için kullanabilir. Her grup maksimum 3 kişiden oluşabilir.

Katılım ve tadımlar herkese açık ve ücretsizdir. Mutfağın kullanımı ön rezervasyon ile mümkündür. Ön rezervasyon için Facebook sayfamıza mesaj atabilir, Twitter hesabımızı (@gastronomika_tr) haberdar edebilir ya da bize info@gastronomika.com.tr adresinden e-posta gönderebilirsiniz.





Üzim ve Ryuk ve Yaşar' dan kırıp geçiren diyaloglar







Geçen sene Çağan Irmak sayesinde tanıştım bu muhteşem üçlü ile. Bir paylaşımında wittge_ adlı bir hesaptan "fabl türü dialoglar yazıyor, mutlaka bakın" diye bahsetmişti, ilgimi çekti, baktım.
Bakış o bakış, şimdi her gün yeni birşey var mı diye heyecanla bekliyorum.  İşte bir favorilerimden bir kaç tane :






- arkadaş masada duran bardağı diye yere atıyosun, kaç oldu bu ya?
- "üç"
- şu hareketi yapmayın diye ben kaç kere söyledim size?
- "üç"
- bu nedir ya, bunun bi adı olması lazım. niye yapıyosun?
-"üçgüdü"





- ryuk!
- efendim!
- bunu sen mi parçaladın?
- neyi sen parçaladın?
- tuvalet kağıdını
- e iyi etmişin Yeşar, zeykli bişe
- kızım ben değil be!
- hee.. bendirim o zaman

Hesap sahibi Yaşar Taşkale'yi yaratıcılığından ötürü tebrik ediyorum. Kedileri Üzim ve Ryuk'un fotoğrafları eşliğinde yayınladığı diyaloglar gerçekten takibe değer.

Önerim hesabı ilk posttan itibaren okumaya başlamanız zira Üzim ve Ryuk'un seslerini bulmaları zaman almış. Ayrıca bir fotoroman tadında ilerleyen diyaloglar birbirine çok fazla referans içeriyor. Esprileri çok ince gören Yaşar Bey'in yavrularına konuşturduğu detayları tam olarak anlayabilmeniz için konunun başını bilmeniz lazım, aksi halde bazı şeyler çok anlamsız gelebilir. Bir kere takibe başladığınızda vazgeçemeyeceğinize eminim :)

Takip için aşağıdaki linklerden herhangi birini takibe almanız yeterli.



https://www.facebook.com/kediuzum

http://instagram.com/wittge_

https://twitter.com/wittge_





S*çmak ya da S*çmamak :)







Bu hafta facebook' da rastladığım Serdar Kuzuloğlu' nun şu yazısını çok eğlenceli, yazıda yer alan ve yılda 600 lt su tasarrufu için önerilen yöntemi ise çok ilginç buldum. Konu biraz b*ktan olsa da :))  okumanızı öneririm.




Bu haftalık da bu kadar, mutlu hafta sonları...




Güzellik Nedir?



Kırkıma yaklaştığım şu günlerde, yaşlanma fikriyle daha fazla yüzleştiğim, ciddi şekilde kilo aldığım ve eskisine göre dış görünümüme çok daha az vakit/para harcadığım halde, şimdiye kadar kendimi en güzel hissettiğim dönemi yaşıyorum :)

Hal böyle olunca bu hafta nette rastladığım "güzellik" konusundaki şu paylaşımları çok anlamlı buldum.






Meaghan Kausman Avustralya'lı bir fotomodel.  Fella Swim mayo firması için çekilen fotoğraflarının izni dışında photoshop'la zayıflatılarak kullanılmasına büyük tepki göstermiş. Tepkisini de fotoğraflarının photoshop'suz halini kendi instagram hesabından bu konudaki düşüncelerini de ekleyerek takipçileri ile paylaşmış. Tepki mesajını şuradan görebilirsiniz. Kadın vücudunun sürekli tek tip bir güzellik kalıbına sokulmasına karşı olduğunu, kendi vücudunun da bu şekilde bir zihniyet ile kullanmasına izin vermeyeceğini çok net ifade etmiş. Sektörde az rastlanan bu tavır karşısında şapka çıkarıyorum.







Güzellik konusunu ele alışıyla yüzüme büyük bir gülümsemenin yayılmasını sağlayan diğer paylaşıma ise bu sabah momastry.com adlı sitede rastladım. Güzelliğin çok güzel bir tanımını yapmış gerçekten.

Digital dünyanın fotoğraf çekmeyi, düzenlemeyi ve yayınlamayı kolaylaştırdığı günümüz dünyasında "gerçeği" görmek de bir o kadar zorlaştı maalesef. Hepimiz gördüğümüz fotoğraflara inanmaya başladık, kendi yayınladıklarımızı bile nasıl editlediğimizi unutarak :)

Güzellik bizim nasıl göründüğümüzde değil, nasıl gördüğümüzde aslında. Devamlı uğraştığımız dış görüntümüzde değil, beden denen o kutunun içine koyduklarımızda.

İnsanın kendini en güzel hissettiği yaşlarının, fiziksel olarak en güzel, en fit, en genç olduğu yaşlar olmaması da bu yüzden. Kutunun içindekilerin güzelliğini fark etmek ve kutuya yeni güzellikler koymak biraz zaman alıyor ne de olsa :)

Son olarak, konuya çok güzel bir final olacağını düşünerek şu video'yu da bir kere daha paylaşmak istiyorum,






Hepinize, kutunuza koyacak yeni güzelliklerle karşılaşacağınız bir hafta sonu diliyorum...


6 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares



by http://peterandveronika.com/en/


Midem artık oldukça düzelmiş olsa da keyfim bir türlü düzelmedi nedense. Geçen haftadan beri canım hiçbir şey yapmak istemiyor, ben de yapmıyorum :)

Yattığım yerden ya kitap okuyorum ya, internette geziyorum ya da televizyon seyrediyorum. Nasıl bir tembellikse artık!

Tembellik anlarımda yaptığım internet gezileri sırasında ilgimi çekenlerden birkaçını da yine sizler için derledim. İşte bu haftanın öne çıkanları :


Hindistan beni nasıl şaşırttı! The Lunchbox ya da Dabbawala





Yatar vaziyette nette dolaştığım bir gün takip ettiğim bloglardan gelen güncel yazılara bakarken Devletşah'ın Dabbawala başlıklı yazısı dikkattimi çekti. Kullandığım takip programı yazının sadece ilk birkaç satırını gösteriyordu devamı için tıklamam lazımdı. O ilk birkaç satır çok ilgimi çektiği halde ne olduğunu hatırlamadığım bir sebeple -belki kapı, belki de telefon yüzünden-  okumaya devam edemedim.

Ertesi gün bu sefer kanepede televizyon kanalları arasında dolaşıp dururken filmler arasında gördüğüm "The Lunchbox" adı dikkatimi çekti. Nereden tanıyorum ki bu adı diye düşünürken hatırladım! Devletşah' ın bir gün önce okuyamadığım yazısında bu filmden bahsediyordu. Önce filmi durdurdum, sonra büyük bir merakla açıp blog yazısını okudum. Ve okuduklarım beni büyük bir şaşkınlığa sürükledi. Sizin de çok ilginizi çekeceğini düşündüğüm bu yazı için tık tık...


Takip edilesi şahıs : Simone_Wit


Keyifle takip edilecek bir instagram hesabı önermek istiyorum.

Simone_Wit inanılmaz yetenekli ve yaratıcı bir hatun. Hem fotoğraflarını, hem çiçeklerden yarattığı güzellikleri hem de aşağıda favorilerimi topladığım PhiloSophietje serisini takip etmek eminim çok hoşunuza gidecek :)






Onlar da reddedilmişti 






Bir türlü olmuyor, istediğinizi elde edemiyor musunuz? Çalışmak istediğiniz kurumlar, tanışmak istediğiniz kadınlar/adamlar sizi red mi ediyor? Yılmayın. İşte size dayanma gücü ve ilham verecek bir derleme.


Sizin de hafta sonu için bana önerebileceğiniz ilginç paylaşımlar olabilir mi?


Mutlu hafta sonları ;)



26 Ağustos 2014 Salı

Uyanma Saati !!!



uyanmasaati.com


Hayatımda/hayatımızda yavaşlık, sakinlik arayan bir dönem yaşadığımızı daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirmiştim.

Aslında bu sadece hayat hızını yavaşlatmak demek değil sadece, hızla akan, sizi de içine çeken, sürükleyen ve köleleştiren düzene karşı koymak, doğaya ve öze dönmek, çeşitliliği aramak, insan olduğumu, değerimi hisssetmek, diğerlerine hissettirmek ve gerçek mutluluğun aslında çok büyük şeylerde olmadığını anlamaya çalışmak demek benim için.



uyanmasaati.com



Bu sabah bir yandan instagramda turlar, bir yandan çayımın keyfini çıkarırken keşfettim Uyanma Saati projesini. Yukarıdaki mottonun söyledikleri bile inanılmaz çarpıcı geldi bana. Ama tek söylediği bu değil elbette.

Her gün uyandığımız düzenin bir kader olmadığını, değişimin onu hayal edenler tarafından ve aslında büyük devrimlerle değil de kendi hayatınızda yapacağınız küçük değişimlerle gerçekleşeceğini anlatan harika bir proje. Daha önce sağda solda duyduğunuz, ne yaptığını çok da bilmediğiniz organizasyonların/kavramların (CittaSlow/Sakin Şehir, Slow Food, Buğday Derneği, Permakültür, Couch Surfing, Kendin Yap gibi) hangi büyük resmin parçaları olduğunu anlamak için çok güzel bir birgilendirme platformu.


uyanmasaati.com



Beni heyecanlandıran şeyleri hemen paylaşmak isterim ama bu proje beni sadece heyecanladırmakla da kalmadı, 40 yaşımın kapısında her gün kendimi çektiğim sorgulamaların aslında ne kadar gerekli olduğunu ve yalnız olmadığımı hatırlattı.

Dünyayı değiştirmek, hayatımızı değiştirmek için tüm düzene kafa tutup kendimizi meydanlara atmanız, ölümle burun buruna gelmemiz gerekmiyor. Tek yol bir anda herşeyi değiştirecek bir devrim (genelin anladığı anlamda) değil, bir gecede herşey değişmeyecek.


uyanmasaati.com


Öncelikle durumu anlamak ama gerçekten anlamak önemli. Sonra da herşeyi değiştirmeye öncelikle kendi hayatımızdan başlamamız. En zoru bunun yani sadece kendimizin değişmesinin yeteceğine inanmak belki ama bunu en azından denememiz lazım. Neyi neden yapmamız gerektiğini gerçekten farkedersek, yapma isteğimiz kendiliğinden oluşacaktır.

Bu bir fırsat arkadaşlar, kısa bir süre ayırın kendinize. Projeye bir bakın, videoları seyredin, detayları okuyun. Uyanma Saati'nde herşey son derece kısa, net ve anlaşılır şekilde özetlenmiş, sadece vakit ayırın ve okuyun.

Size sorulan soruları siz de kendinize sorun. Cevabı almak zaman alabilir ama kolaya kaçmayın, cevap alamadığınız her sabah tekrar sorun.

Bir yerden başlamak lazım arkadaşlar, haydi!

Haydi UYANMA SAATİ geldi!!!















Not : Bu paylaşıma ilham kaynağı olduğu için ibeking' e teşekkürler. Kendisini tanımıyorum ancak beni çoğaltan insanları seviyorum, dolayısı ile kendisini de :)









3 Ocak 2014 Cuma

Geç kalan blogger




Yılbaşında buralarda olmayınca blogum için planladığım birçok şeyi de yapamadım, yetiştiremedim.

Halbuki hem fotoğraflarla, hem de bir gönderi ile 2013' ü uzun uzun anlatacaktım.

Bu gönderinin zamanı geçti belki. Ama her fırsatta eski albümleri ortaya döküp, defalarca ve uzun uzun aynı fotoğraflara bakmayı seven, benim gibi biri için fotoğraflı bir özeti pas geçmek imkansızdı.

Hem de daha yılın 3. günü, çok da geç kalmış sayılmam değil mi? ;)

İşte Instagram'dan bir seçki ile "Benim 2013' üm" en sevdiğim şarkılardan biri olan "The way you look tonight" eşliğinde.

İyi seyirler ve keyifli hafta sonları...





Daha iyi kalite de bir seyir için tık tık.