takip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
takip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2014 Pazar

İnternet'ten Seçmeler / Saturday Shares






Farkındayım, paylaşımlarım interneti, yayınlanma zamanı ise cumartesiyi aştı son zamanlarda :) Demek ki bu köşenin adı değişmek ister.

Ancak uzun bir yolculuğun arifesindeyiz. Kasım'ı karşılayıp kaçıyoruz. Tahminimce Kasım sonuna kadar blog için bir şeyler yazmak hazırlamak pek mümkün olmayacak. Dönünce bakarız artık paylaşımlar nerden esinlenir, hangi gün yayınlanır :)

Yola çıkmadan önceki son seçmelere bakalım:


Melih Karakelle'nin kaleminden "Türkiye'den neden taşındım"



Ne hissettiğinizi sizden çok daha iyi anlatan insanlar olduğunda sözü onlara bırakmak gerek :)

Bu hafta facebook' da rastladığım "Türkiye'den neden taşındım" başlıklı blog paylaşımı, son yıllarda düşündüğüm, hissettiğim her şeyi mükemmel şekilde anlatmış. Yazarı Melih Karakelle'nin kalemine aklına, ağzına sağlık.

Yazıyı, hem sosyal medyada henüz rastlamamış olanlar, hem de ihtiyacım olduğunda geri dönüp okumak için burada yayınlamak istedim.


1960s-afghanistan-22


 Nat Geo TV 80'ler


Bu sabah hayatta sahip olduğum en eski arkadaşım aradı. Lego'ların birbirine geçen iki tarafı girintili çıkıntılı parçaları dışında ev, ya da yer döşemesi gibi alanlarda kullanılmak üzere bir tarafı geçmeli girintileri olan ama üst tarafı parlak ve düz parçaları vardır. Yıl 81-85 arası bir yerler. Biz canım arkadaşımla bu parçalara "yalabık" derdik. Parlak, kaygan anlamında :) hatta bu terminolojiyi öyle içselleştirmişiz ki senelerce başka hiçbir kelime bize bu tür yüzeyleri bu kelime kadar iyi ifade etmediği hissiyle hep bu kelimeyi kullandık aramızda :)

Dün kızına hediye edilen lego'yu açtığında bu parçalardan görünce de beni aramış, eski günleri yadetmek için. 

Seksenler bir başkaydı. Yerli dizisi yapıldı, seyretmedim ama pek sevildiğini biliyorum. Siz de o günlere dönmek isterseniz NatGeoTV'nin 80's : The Decade That Made Us belgeselini seyredin derim. 





NOT: Hızını alıp duramayanlar ya da bizden bir sonraki nesil için aynı serinin 90'ları da var ;)


Anne Babalara sesleniyorum...





Yine "çocuğum yok, ama" şeklinde bir öneri :)

Pek sevgili Joanna'nın şu paylaşımını çok eğlenceli bulduğumu söylemek isterim. Yani ben çocuğunuz olsam bayılırdım okuduğum kitaplardan birinin kahramanı gibi onun yaptıklarını yapmaya. Sizin de deneyebileceğiniz kitaplar vardır eminim, bir düşünün bakalım ...


İyi haftalar,





 





27 Ekim 2014 Pazartesi

Gecikmiş Internetten Seçmeler :) / Saturday Shares





Bu hafta fena halde geç kaldım kusuruma bakmayın. 2 hafta sonra çıkacağımız uzun yurtdışı seyahatimiz öncesi eşimin işiyle ilgili yoğun yardıma ihtiyacı olduğundan bu aralar zamanımı ona adamış bulunuyorum. Hal böyle olunca ne doğru düzgün internette dolaşmaya ne de yeni şeylerle ilgilenmeye vaktim kalıyor. Günlerdir adam gibi blog bile okuyamadım :(

Yine de bu haftayı tamamen pas geçmeye gönlüm el vermedi. Bu sebeple son haftalarda pazar günlerime keyif katan iki TV programını paylaşmak istiyorum bu hafta sizlerle.

İkisinin de BBC olması tesadüf mü bilmiyorum. Zaten oldum olası BBC yayınlarına sempati duymuşumdur.


Bir İtalyan ve bir İngiliz bir gün İtalya yollarına düşmüşler...






Önereceğim ilk program Italy Unpacked. Programda İtalyan bir şef ve İngiliz bir sanat eleştirmeni İtalya' yı baştan başa dolaşıyor. İtalya denince akla gelen ilk iki kavram olan sanat ve yemek deli dolu adamlar sayesinde son derece eğlenceli şekilde birleşiyor. Biz bu kafadarları her hafta keyifle seyrediyoruz, size de öneririz.

Merak edenler için :






Sanat dedektifliği heyecanı...






İkinci program ise Fake or Fortune? Bu programda bir gazeteci ve bir sanat uzmanı çeşitli sanat eserlerinin gerçek olup olmadıkları konusunu araştırıyorlar.  Bir yandan tam bir dedektiflik macerası heyecanı sürerken diğer yandan sanat ve sanat tarihi ile ilgili harika bilgiler edinmek mümkün oluyor. Sanatın sıkıcı olduğunu düşünenleri özellikle bu programı seyretmeye davet ediyorum :)



İşte bölümler biri :







Daha fazlasını izlemek isteyenler bu programları hemen Youtube' dan seyredebileceği gibi Bloomberg TV'de pazar günleri öğlen saatlerinde arka arkaya gösterimlerini de bulabilirler.

İyi haftalar...






4 Ekim 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares





Bayram münasebetiyle İstanbul'dan ayrıldık ve sırasıyla Küçükkuyu, İzmir ve Sakız Adası duraklarını ziyaret edeceğimiz yolculuğumuza başladık.

Haftaya bu köşeyi hazırlayabilecek miyim bilmiyorum. Cuma günü Sakız Adasına geçmiş olacağız ve büyük ihtimalle bütün hafta internette vakit harcamaya çok fırsatım ve isteğim :) olmayacak. Eh tatildeyiz ne de olsa :)

Bu hafta için planım yola çıkmadan iki haftalık yazıyı hazırlamaktı ama gel gör ki kendimizi bile anca topladığımız yoğun bir hafta oldu.  Hal böyle olunca bu haftayı toparlamak bile mucize oldu diyebilirim :)

Bayram münasebetiyle eğlenceli paylaşımlara yer vermeye çalıştım, işte bu haftanın paylaşımları:

Çocuğunuz yemek mi seçiyor? 




Üzülmeyin yalnız değilsiniz. İşte size yemek seçenler klübünün seçkin üyelerinden örnekler :)

Bu da yemek problemi çeken ebeveynler için pek eğlenceli görünen bir kitap önerisi olsun :)


İlginizi çekecek istatiktikler





Bazı istatistikleri rakamlar öylece söylendiğinde bize çok fazla birşey ifade etmez. Ancak o rakamların ifade ettiği oranlar görselleştirildiğinde söylenen o birkaç rakamın ne demek istediğini anlayıveririz. 

İşte şu sayfada da yaşadığımız dünya ile igili ilginç istatistikler, pek basit şekilde görselleştirilmiş. Tam da bu basitlik sebebiyle etkileyici hale gelmişler. Tıklamanızı öneririm.


Yetişkin olmak!!!





Şu paylaşımdan yola çıkarak şu blogu incelemenizi bayram eğlencesi olarak öneririm :)



Bu haftalık da bu kadar.

Herkese mutlu bayramlar, kazasız yolculuklar, keyifli tatiller diliyorum.





20 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares






Nasıl bittiğini anlayamadığım bir haftanın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz :)

Vize için konsolosluk kapılarında yalvarmaktan, ayrıldıktan sonra ilk defa eski iş yerimi ve özlenen dostları ziyarete kadar pek çok farklı aktivite ile geçirdiğim bu haftanın tüm günlerini ve iki gecesini dışarıda geçirince internette dolanacak pek az vakit bulabildim doğrusu.

Bu girizgahtan  "elektrikler kesikti, çalışamadım hocam" durumunu fark etmişsinizdir ama merak etmeyin boş kağıt vermeyeceğim :)

İşte bu haftanın son anda derlenmiş seçmeleri :


Açık Mutfak






Önümüzdeki pazar için size değişik bir aktivite önerisi, yemek yapma kısmı için geç kalmış olabilirsiniz ama tatmak için hala zamanınız var :)

Lezzetli bir pazar için çekici bir aktivite olabilir, ne dersiniz?


SALT Beyoğlu ev sahipliğindeki Gastronomika Mutfağı, Açık Mutfak serisinin ikinci etkinliği kapsamında 28 Eylül 2014 Pazar günü size emanet!

Annenin, anneannenin, babaannenin tarif kitabından ya da kendi denemelerin sırasında keşfettiğin en sevdiğin tarifi ve hikayesini, senin gibi Anadolu mutfağından heyecan duyan diğer insanlarla paylaşmak ve keyifli bir sohbet için 28 Eylül 2014 Pazar günü öğlen 12:00'den akşam 20:00'ye kadar SALT Beyoğlu'na davet ediyoruz.

Gastronomika Mutfağı altyapısını, araç ve gereçlerini kullanarak kendi menünüzü, tarifinizi hazırlamak için mutfakta uygun zaman aralıklarını ayırtabilirsiniz. Her biri 1,5 saatten 4 farklı oturumda 8 farklı kişi/grup mutfağı kendi menülerini hazırlamak için kullanabilir. Her grup maksimum 3 kişiden oluşabilir.

Katılım ve tadımlar herkese açık ve ücretsizdir. Mutfağın kullanımı ön rezervasyon ile mümkündür. Ön rezervasyon için Facebook sayfamıza mesaj atabilir, Twitter hesabımızı (@gastronomika_tr) haberdar edebilir ya da bize info@gastronomika.com.tr adresinden e-posta gönderebilirsiniz.





Üzim ve Ryuk ve Yaşar' dan kırıp geçiren diyaloglar







Geçen sene Çağan Irmak sayesinde tanıştım bu muhteşem üçlü ile. Bir paylaşımında wittge_ adlı bir hesaptan "fabl türü dialoglar yazıyor, mutlaka bakın" diye bahsetmişti, ilgimi çekti, baktım.
Bakış o bakış, şimdi her gün yeni birşey var mı diye heyecanla bekliyorum.  İşte bir favorilerimden bir kaç tane :






- arkadaş masada duran bardağı diye yere atıyosun, kaç oldu bu ya?
- "üç"
- şu hareketi yapmayın diye ben kaç kere söyledim size?
- "üç"
- bu nedir ya, bunun bi adı olması lazım. niye yapıyosun?
-"üçgüdü"





- ryuk!
- efendim!
- bunu sen mi parçaladın?
- neyi sen parçaladın?
- tuvalet kağıdını
- e iyi etmişin Yeşar, zeykli bişe
- kızım ben değil be!
- hee.. bendirim o zaman

Hesap sahibi Yaşar Taşkale'yi yaratıcılığından ötürü tebrik ediyorum. Kedileri Üzim ve Ryuk'un fotoğrafları eşliğinde yayınladığı diyaloglar gerçekten takibe değer.

Önerim hesabı ilk posttan itibaren okumaya başlamanız zira Üzim ve Ryuk'un seslerini bulmaları zaman almış. Ayrıca bir fotoroman tadında ilerleyen diyaloglar birbirine çok fazla referans içeriyor. Esprileri çok ince gören Yaşar Bey'in yavrularına konuşturduğu detayları tam olarak anlayabilmeniz için konunun başını bilmeniz lazım, aksi halde bazı şeyler çok anlamsız gelebilir. Bir kere takibe başladığınızda vazgeçemeyeceğinize eminim :)

Takip için aşağıdaki linklerden herhangi birini takibe almanız yeterli.



https://www.facebook.com/kediuzum

http://instagram.com/wittge_

https://twitter.com/wittge_





S*çmak ya da S*çmamak :)







Bu hafta facebook' da rastladığım Serdar Kuzuloğlu' nun şu yazısını çok eğlenceli, yazıda yer alan ve yılda 600 lt su tasarrufu için önerilen yöntemi ise çok ilginç buldum. Konu biraz b*ktan olsa da :))  okumanızı öneririm.




Bu haftalık da bu kadar, mutlu hafta sonları...




13 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares






Bazen zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Hafta ortasında 2 günümü karşıda (anadolu yakası) geçirince sanki bir hafta evden uzakmışım gibi geldi. Güya bu hafta bloga daha çok yazacaktım, konularım bile hazırdı. Fakat ne yalan söyleyeyim özlenen dostlarla görüşmeyi her durumda blog yazmaya tercih ederdim :) Ettim de...


Ve sonunda hafta sonu geldi. İşte bu hafta internetten size önereceklerim :


Okul yaratıcılığı nasıl öldürüyor?


TED : Ideas woth spreading (Yaymaya değer fikirler) sloganı ile hayat bulan bir organizasyon. Düzenlenen çeşitli etkinliklerde kaydedilen konuşma videoları zaman zaman sosyal medyada büyük ilgi görüyor. Geçen hafta beni çok etkileyen sosyal medya paylaşımı aşağıdaki TED videosuydu.

Uyku Saati projesini keşfettiğimden beri elimden geldiğince projeyi tanıtmaya çalışıyorum. İşte bu videoda bahsedilen şeyler bence tamı tamına aynı fikri dile getiriyor ve ne kadar yanlış yolda olduğumuzu çok çarpıcı bir şekilde dile getiriyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir video, sonuna kadar seyretmenizi çok arzu ederim.









Doğa Takvimi / Buğday Derneği









Buğday Derneği facebook grubu aracılığı ile ayda 2 kere Doğa Takvimi yayınlıyor. Bu paylaşımların hem bizlerin hem de çocukların doğayı tanımak ve gözlemlemek için çok faydalı olduğuna inanıyorum. Yeni eğitim dönemi başlarken çocuklarımıza matematik, fen ve edebiyatın yanı sıra doğayı da öğretsek nasıl olur? (Bakınız bir üst video :) )

Bu görselleri basıp çocuğunuzun odasına ya da buzdolabınızın üzerine asıp aylık gözlemleri beraber yapabilir, bilmediğiniz olayları (çaylak fırtınası gibi) beraber araştırıp öğrenebilirsiniz.  Bence keyifli ve farklı bir aktivite olacaktır, hem sizin hem de çocuklarınız için :)

Buğday Derneği' nin, Türkiye'de ekolojik yaşamın desteklenmesi için çok değerli çalışmalar yaptığını düşünüyorum. Derneği faliyetlerini ve paylaştığı harika bilgiler için facebook ve twitter' hesaplarını takibe almanızı şiddetle öneririm.

Son olarak da şunu söylemek isterim ki, Buğday Derneği tüm bu çalışmalarını neredeyse yoktan var ederek sürdürüyor. Her sivil toplum kuruluşu gibi desteğe ihtiyacı var. Gönüllü olup çalışmaları bir kenarından tutabileceğiniz gibi maddi destekte de bulunabilirsiniz. Sivil sorumluluk bilincimizin zayıflığı sayesinde üyesi olduğum bu derneğin benimle beraber 2000 üyesi olduğunu ancak bunlardan sadece 400 civarı kişinin aidatlarını düzenli olarak ödediğini üzülerek söylemeliyim.

Eğer sivil toplum kuruluşlarını desteklemek için ayrılmış bir bütçeniz varsa bağış için Buğday Derneğini ciddi şekilde düşünmenizi öneririm. Şuradan Buğday Derneğini destekleyerek aslında neyi desteklediğinizi öğrenebilirsiniz.


BuyPartisan








Geçenlerde favori mobil uygulamalarını paylaşan bir blogger'ın listesini incelerken dikkatimi BuyPartisan diye bir uygulama çekti. Maalesef Türkiye için çalışan bir sistem değil ama olsa nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim :)

Uygulama şöyle çalışıyor:

Bir mağazaya giriyorsunuz, bir ürün beğeniyorsunuz ve merak ediyorsunuz acaba bu ürünü üreten kim, hangi görüşte? Bu ürünü alsam para aslında kimin cebine girecek?  

Hemen telefonunuzdaki bu uygulamayı açıp ürün üzerindeki barkodu okutuyorsunuz vee tataa!!!

Uygulama size firmanın yöneticisi, yönetim kurulu, çalışanları, kısaca parti hangi partiyi destekliyor, kime hizmet ediyor, kimin cebini dolduruyor söylüyor :) 

Durun kızmayın :) Fikir ilk anda çok ayrıştırıcı gibi görünse de bence artık herkesin dünyayı aslında ülkelerin değil büyük şirketlerin yönettiğini biliyor. Bizim cebimizden çıkan para da bu şirketler aracılığı ile belli ideoloji ve fikirleri desteklemek ve yaymak için harcanıyor. 

Hal böyle olunca reklamlarda takılan sahte maskeler ve söylemler yerine şirketlerin gerçek yüzünü görebilmek güzel olurdu diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?




Bu haftalık da bu kadar, mutlu hafta sonları...



6 Eylül 2014 Cumartesi

İnternetten Seçmeler / Saturday Shares



by http://peterandveronika.com/en/


Midem artık oldukça düzelmiş olsa da keyfim bir türlü düzelmedi nedense. Geçen haftadan beri canım hiçbir şey yapmak istemiyor, ben de yapmıyorum :)

Yattığım yerden ya kitap okuyorum ya, internette geziyorum ya da televizyon seyrediyorum. Nasıl bir tembellikse artık!

Tembellik anlarımda yaptığım internet gezileri sırasında ilgimi çekenlerden birkaçını da yine sizler için derledim. İşte bu haftanın öne çıkanları :


Hindistan beni nasıl şaşırttı! The Lunchbox ya da Dabbawala





Yatar vaziyette nette dolaştığım bir gün takip ettiğim bloglardan gelen güncel yazılara bakarken Devletşah'ın Dabbawala başlıklı yazısı dikkattimi çekti. Kullandığım takip programı yazının sadece ilk birkaç satırını gösteriyordu devamı için tıklamam lazımdı. O ilk birkaç satır çok ilgimi çektiği halde ne olduğunu hatırlamadığım bir sebeple -belki kapı, belki de telefon yüzünden-  okumaya devam edemedim.

Ertesi gün bu sefer kanepede televizyon kanalları arasında dolaşıp dururken filmler arasında gördüğüm "The Lunchbox" adı dikkatimi çekti. Nereden tanıyorum ki bu adı diye düşünürken hatırladım! Devletşah' ın bir gün önce okuyamadığım yazısında bu filmden bahsediyordu. Önce filmi durdurdum, sonra büyük bir merakla açıp blog yazısını okudum. Ve okuduklarım beni büyük bir şaşkınlığa sürükledi. Sizin de çok ilginizi çekeceğini düşündüğüm bu yazı için tık tık...


Takip edilesi şahıs : Simone_Wit


Keyifle takip edilecek bir instagram hesabı önermek istiyorum.

Simone_Wit inanılmaz yetenekli ve yaratıcı bir hatun. Hem fotoğraflarını, hem çiçeklerden yarattığı güzellikleri hem de aşağıda favorilerimi topladığım PhiloSophietje serisini takip etmek eminim çok hoşunuza gidecek :)






Onlar da reddedilmişti 






Bir türlü olmuyor, istediğinizi elde edemiyor musunuz? Çalışmak istediğiniz kurumlar, tanışmak istediğiniz kadınlar/adamlar sizi red mi ediyor? Yılmayın. İşte size dayanma gücü ve ilham verecek bir derleme.


Sizin de hafta sonu için bana önerebileceğiniz ilginç paylaşımlar olabilir mi?


Mutlu hafta sonları ;)



21 Mart 2009 Cumartesi


Bir çok arkadaşımdan duyuyor, okuduğum blogların bazılarında da görüyorum ki blog dünyasının zenginliği bazen başımıza dert olabiliyor. Bundan birkaç ay öncesine kadar ben de "sık kullanılanlar" listem ile başa çıkamaz hale gelmiş, bazı blogları kalabalığın içinde kaybetmiştim. Google Reader var demeyin, evet var ama onu bir süre denemiş olmama rağmen bir türlü sevememiştim.

Sonra yine takip ettiğim bir blogda (hangisi olduğunu inanın hatırlamıyorum) bu konuda bir yaz görüp bloglovin ile tanıştım. Sizinle de tanıştırayım istiyorum.


Öncelikle http://www.bloglovin.com/ adresine girip kendiniz için bir hesap açıyorsunuz. Daha sonra izlediğiniz blogları bu hesaba takip edilmek üzere ekliyorsunuz. Blogları eklediğiniz ekranda isterseniz onları gruplara ayırıp, grup bazında da listeleyip, takip edebiliyorsunuz.


İzlediğiniz blogları ekledikten sonra artık bloglovin ana sayfanıza girdiğinizde kaç tane okunmamış postunuz olduğunu ve takip ettiğiniz bloglarda yayınlanan son postları liste halinde görebiliyorsunuz. Bu listede okunanlar ve okunmayanlar farklı renklerde görünüyor.


Bu listeden bir post seçip tıkladığınızda postun ait olduğu blog açılıyor fakat bloglovin e ait bir ekran içinde. Bu ekranın en altında bir tool bar oluyor. Bu tool bar sayesinde benim en çok sevdiğim iki özelliği kullanabiliyorsunuz.

Birincisi Next butonu ile listenizdeki bir sonraki okunmamış posta geçebiliyor olmanız. Böylece listeye geri dönmeden bloglar arasında dolaşarak tüm postları okuyabiliyorsunuz.


İkincisi ise Save butonnu ile beğendiğiniz postları kayıt edebiliyor ve daha sonra ihtiyacınız olduğunda bu postları saved posts ekranından liste halinde görüntüleyebiliyorsunuz.

Benim sevdiğim son özelliği ise izlediğiniz bloglardan istediklerinizi seçip bir liste hazırlayarak arkadaşlarınız ile paylaşabilmeniz. Örneğin moda ile ilgilenenlere ayrı, anne olanlarla ayrı, el işleriyle ilgilenenlerle ayrı listeler hazırlayıp bunları paylaşabiliyorsunuz.


Hayatımı kolaylaştıran şeyleri paylaşmayı seviyorum. Bütün bunları da bu yüzden anlattım. Sizin de bildiğiniz bundan daha kullanışlı ve becerikli toollar varsa lütfen paylaşın. Daha iyisi varsa neden onu kullanmayalım :)