2 Nisan 2009 Perşembe


İki gündür normal sayılabilecek saatlerde uyuyabiliyorum ve bugün kesinlikle kendimi çok daha iyi hissediyorum. Bir de güneş kaçmamış olsa süper olacaktım :)


Cumartesi günü İstanbul Film Festivali başlıyor. Benim için İstanbul'a bahar film festivali ile gelir. Beyoğlu'nun sokaklarında güneş vuran köşeler sıcak gölgeler ise serin olur baharda. İki film arası seçtiğim kafenin en güneşlisi olmasını isterim ki bahar içime işlesin. Öyle keyif alırım ki Beyoğlu'ndaki festival havasını solumaktan, hiç bitmesin isterim. Yorulurum ama hissetmem yorgunluğumu. İmkan olsa tüm filmleri seyretmek isterim, seyredemediklerimde aklım kalır. Zaman dar ya, haftaiçi her filme gitmek zor, en kaçırılmayacaklar haftasonuna birikir, günde 3-4 film seyredilir. Aralarda da Beyoğlu'nun kitapçıları, pasajları, cafeleri arasında tembel tembel salınılır. Ah nasıl özlemişim festival zamanını.

Her sene ön satıştan alırdık biletlerimizi, hem iyi filmlere yer bulabilmek, iyi yerlerde, oturabilmek hem de indirimli olduğundan tabii :) Bu sene ne olduysa bize -sanırım ön satış haftasının bir kısmında İzmir'de olduğumuz ve odağımız tamamen başka şeylerde olduğundan- biletleri alma işini son dakikaya bıraktık. Dün gece Biletix' in korkunç sistemi ile cebelleşerek bu haftasonu için seçtiğimiz 5 film için biletlerimizi aldık. İnşallah kalanları da haftasonu sinemaların gişelerinden alacağız zira Biletix sistem hataları ve kötü dizaynı ile iflahımı kesti.

Pazar sabahı da uzun zamandır görüşemediğim, canımın içi iki çocukluk arkadaşım ve gelebilirse de kuzenim ile beraber 4 kız kahvaltı yapacağız. Ay hepsini çok özledim, hava da bana bir kıyak yapsa benden iyi olmayacak bu haftasonu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder