Pazar sabah kalktığımda başımda inanılmaz bir ağrı vardı. Sanki bir önceki gece bir fıçı içki içmiş gibiyidim. Bizim kızlarla kahvaltı etme planımız olmasa hayatta kalkmazdım -kalkamazdım- yatakdan. Kendimi zorlayarak duşa girdim. Bir böyle zamanlarda, bir de çok üzgün olduğumda beni anca duş paklar. Su, acımı, kederimi yıkar götürür sanki, iyi gelir, iyileştirir. Suyun altında durdukça da öyle oldu, bana acı veren zehir aktı gitti sanki suya karışıp. Duştan çıktığımda yenilenmiş ve arınmıştım. Islak oluşuma aldırmadan mutfak camını açtım ve bahar dolu havayı soludum. Artık hazırdım. Kuzeni uyandırdım, giyindik ve çıktık.
Sırayla kızları evlerinden topladık. Henüz kimsenin uyanmadığı pazar sabahında yolların boşluğuna sevinerek kahvaltı edeceğimiz yere vardık. Bahçede bir masaya güneşe doğru pozisyonlanarak yayıldık ve yiyeceklerimizi sipariş ettik. Sonraki 4 saat nasıl geçti anlamadım. Özleşmişiz, sohbet muhabbet, fallar falan derken zaman geçivermiş. Benim 16:00 seansına festival biletim vardı, kızlardan birinin de kızıyla bir planı. İstemeye istemeye ayrıldık.
Kuzen önce benimle beraber Beyoğlu' na gelip film başlayana kadar beraber takılmayı düşünüyordu. Sonra baktık ki bu plan için pek de fazla zaman kalmamış eve gitmeye karar verdi. Ben karşıya onunla geçeceğim için arabayı almamıştım. Plan değişince Beyoğlu'na gitmek yerine Harem'den arabalı feribotla Sirkeci'ye geçip beni de Sirkeci de bırakmasına karar verdik. Sirkeci' den Beyoğlu' na nasıl gideceğim konusunda yolda 3-4 kere fikir değiştirdim. Sirkeci-Karaköy-Tünel, Sirkeci-Kabataş-Taksim hangi güzergah falan derken feribot yanaştı. Baktım tramway durakları kalabalık, hava ise çok güzel vurdum kendimi Galata Köprüsüne. Köprüde balık tutanları seyrede seyrede Karaköy'e geçtim, Tünel'e atlayıp Galata'ya çıktım. Kahvaltıyı erken bitirmiş üzerine mideyi çay, kahveyle doldurmuştuk. Yine de hafif bir açlık hissettim. Yolumun üzerindeki Markiz' e girip sıcak bir çorba içtim (çorbayı beğenmedim).
16:00 seansında izlediğim film Bana Yağmurdan Bahset. Sıkılmadan hatta eğlenerek seyrettiğimi ama süper de bulmadığımı söyleyebilirim.Film bittiğinde Kaktüs'deki favorim olan Rengarenk Salata (yeşillikler üzerinde kızarmış ekmek dilimlerine sürülmüş peynir ezme, ançuez ve patlıcan salatası) ve yanında da bir kadeh kırmızı şarap içmek fikri fena halde aklıma düştü. Sevdiceğimi beklerken bu planı gerçekleştirmeye karar verdim. Kaktüs' deki yerimi alır almaz telefonum çaldı. 5 dakika sonra beklediğim de yanıma gelince keyfim serpildi, büyüdü, heryanımı kapladı. 19:00 seansı bizi beklediği için keyfimizi çok uzatamadık ama o kadarı bile yetti bize. Yemeklerimizi bitirip sinemaya yollandık.
Bu arada festival sinemaları arasına yeni katılan ve bizim de günün son seansını seyrettiğimiz Yeni Rüya Sineması'nı oldukça beğendiğimi belirtmek isterim. Sanırım Emek' ten sonra Beyoğlu' ndaki en büyük salon burası. Bu koca salonun uzun yıllar "2 film birden" hizmeti vermesi yazık olmuş. Sinemayı yeniden düzenlerken son modaya ayak uydurup küçücük parçalara bölmeyip salonu olduğu gibi korumalarına sevindim. Zira küçük salonları kesinlikle sevmiyorum, oralarda sinemada olmanın keyfini hiç mi hiç hissedemiyorum. Büyük perde, salonda sinema keyfi kesinlikle bambaşka. Sanırım en çok da bu yüzden Emek herzaman en sevdiğim sinema olmuştur.
Günün son filmi Huzursuz du. Konusu, İsrail'den, karısından, oğlundan ve kendinden kaçmış bir adamın Amerika'da önce kendini sonrada özlemini çektiklerini bulma öyküsü şeklinde özetlenebilir sanırım. Son anlarda Hollywood esintileri sezilse de genelinde oldukça başarılıydı. Pazar keyfimize keyif kattı :)Sinemadan çıktığımızda ikimizde biran önce eve gitmek istiyorduk ama benimki evde yemek olmadığını öğrenince bari bir çorba içelim deyince yolumuzun üstündeki Hala'da hızlıca birşeyler atıştırdık. Dönüş yolunda Obama yüzünden olsa gerek adım başı polis kaynıyordu. Eve geldiğimiz de oldukça yorulduğumuz için fazla oyalanmadan yattık.
Not: Yazarken her film arası birşeyler yeme modunda oluşumuz dikkatimi celbetti de, bahardan sonra yazın geleceğini kendime daha sık hatırlatsam iyi olacak sanırım :)))
Fotoğraflar : www.iksv.org
ne kadar keyifli bir günü ne kadar keyifli yani olduğu gibi anlatmışsın..
YanıtlaSilben de sinemada film izlemeye bayılıyorum ama sevgiliyle sinemaya gitmeyeli uzun zaman oldu
tabi çocuk filmleri ve çocuk tiyatroları hariç:)
Teşekkürler Meltemcim:)
YanıtlaSilSizin kız da kocaman olmuş -maşallah- bence sizin de başbaşa sinemaya gidebileceğiniz günler yakın gibi :)