Güzel güzel festivali yazıyordum ki eğitime gidişimle beraber dağılıverdim. Akşamları erken çıktım ama tüm hafta ya misafirim vardı ya da ben birilerinde misafirdim. Eh biraz da bahara kapılıverdim tabii :) Son festival yazımı yazmaya başlamıştım ama o da yarım yamalak, boynu bükük kalıverdi. Eğitim biter bitmez de atladık İzmir' e gittik, 6 gün ordaydık. Geçen cuma sabahı uçakla döndüm ve direk işe geldim. 13 günün üstüne iş başı yapmak çok zor geldi doğrusu. Sabahın köründe kalktığım için gözümden uyku akıyordu, üstüne uçmanın verdiği tedirginlik ve posta kutumda okunmayı bekleyen yüzlerce mesaj eklenince günü iyi geçirdim desem yalan olur. Yine de ertesi günün cumartesi olduğunu kendime hatırlarak avunmaya çalıştım.
Ben İzmir' deyken annem İstanbul'a gelmişti ve dönüşümü dört gözle bekliyordu. Cuma akşam eve uğrayıp eşyaları bırakıp, bir de duş alıp onlara gittim. Cumartesi akşam bir ahpabımızın düğünü vardı bu yüzden de cumartesi gününü kuaför vs işleri için beraber geçirmeyi planlamıştık. Ben de hazır gitmişken annemde kalayım dedim ve cuma akşamı eve dönmedim. Cumartesi sabah erkenden kuzen de annemlere geldi, hep beraber kahvaltı ettik. Sonra yine hep beraber kuaföre gittik, hazırlandık süslendik ve akşam da düğünde bol bol oynadık :)
Annem pazartesi döneceği için pazar gününü de beraber geçirdik. Öğlen saatlerinde sahil yolunda sohbet eşliğinde uzun bir yürüyüş yaptık -toplam 15 km :)- allahtan hava yağmadı. Dönüşte alışverişimizi de yapıp ağrıyan ayaklarla kendimizi eve attık. Annem yiyecek birşeyler hazırlarken ben kanepede sızmışım, 1 saat kadar kestirdim. Bu arada öğlen uykusunu çok severim. Herhalde çalışmayan biri olsam genel düzenim sabah erken kalkıp öğlen de 1-2 saat uyumak şeklinde olurdu. Neyse uyku sonrası yemekti, sohbetti, muhabbetti derken en sonunda saat 21:30 gibi anneciğimden kopup evime gelebildim.

Ev felaket haldeydi. Seyahat çantam bir kenarda açılmayı, düğün için hazırlanırken ortaya saçtıklarım toplanmayı, bulaşık ve çamaşırlar yıkanmayı ve alışverişte aldıklarım buzdolabına yerleştirilmeyi bekliyordu ama benim hiç halim yoktu. Haftasonu dinlenmeyi hayal etmiş ama bunda kesinlikte başarılı olamamıştım. Yine de ev o haldeyken rahat edemeyeceğim için bir gayret hepsine tek tek el attım. 1 saat sonra herşey toplanmış, çamaşır ve bulaşık makinaları çalıştırılmış, buzdolabı temizlenmiş ve yeniden yerleştirilmişti. Kendimi ödüllendirmek için sıcak birşeyler hazırlayıp Fringe dizisinin son bölümünü seyretmek üzere salondaki kanepeme battaniyenin altına kıvrılıverdim. Bıraksalar şu an hala orda yatıyor olurdum :)
İzmir dönüşü ben İstanbul' a gelirken sevgiliyi de iş için Denizli' ye göndermiştim, bu akşam dönecek inşallah. Akşam o gelene kadar biraz dinlenebilmiş olmayı umuyorum zira hala inanılmaz yorgunum.
Biraz kendime geleyim yazmaya devam :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder