![]() |
| Mutlu gençler :) |
Son haftalarda gündemimizi oluşturan kardeşin nikahı nihayet geçtiğimiz cumartesi günü çok keyifli bir şekilde gerçekleşti. Beklediğimizden çok daha kalabalıktı, sağolsun tüm sevenler kar kış dememiş gelmişti. Kaç kişiyi öptüğümü hatırlamıyorum, kendi nikahımdan bile fazla olabilir :)
Nikahın akşamı ise dünürler kendi aralarında sakin bir yemeğe giderken biz de gençler tayfası olarak (bizi de hala genç saymalarından duyulan mutlulukla :)) müzikli bir mekanda yedik, içtik ve kurtlarımızı döktük.
![]() |
| Kaynana & Görümce - by MRA |
Tüm aktiviteler Anadolu yakasında olduğu ve biz Avrupa yakasının İstanbul çıkışında yaşadığımız için cuma ve cumartesi akşamlarını Bostancı'daki evde annemlerle kalacak şekilde planlamıştık. İyi ki de öyle yapmışız zira cumartesi akşamı kutlama yoğun alkol alımı ile sonlanınca sabah anne şefkatine uyanmak paha biçilemez oldu. Kalktığımızda babam keyifsizdi, başım ağırıyor çok halsizim diye yatıyordu. Sanki biz çok farklıymışız gibi biraz da dalga geçerek çok kaçırmışsın içkiyi didaktik bir söylemiyle hemen Alka Seltzerini hazırladık. Onunla beraber bir tane de ben aldım ziya benim de boynumun üstünde taşıdığım baş değil de küp kıvamındaydı.
Biraz gözümüz açılınca kahvaltıya oturduk, bir önceki günün kritiğini yaparak uzun bir kahvaltı yaptık. Kalktığımızda babam hala çok iyi hissetmediğini uzanacağını söyledi. Bizse eve dönüş için hazırlanmaya başladık.
Bu arada nikahtan hemen önce bazı işler için annem ve teyzemin 5 Şubat'tan önce Bulgaristan'a gitmesi gerektiği haberini almış ve nikahı takip eden pazartesi ya da salı günü gitmelerini planlamıştık. Plana göre teyzem de bizim burada Gamsız Böcük' te kaldığı için annem de bizim eve gelecek ve bu taraftan otobüse bineceklerdi. Bu plana uygun olarak annemin hazırlıklarını da tamamlayıp öğlen saatlerinde eve dönüş yoluna çıktık.
Hava nikah günü (cumartesi) çok güzelken pazar birden bozmuş ve oldukça soğumuştu. Bu ani soğuma ile ciddi bir sis de vardı. Yine de yol rahattı, arabamızın içi sıcaktı. Gel gör ki saadet arabanın sağ tarafında aniden başlayan ve hızla artan bir "patapata" sesi ile bölünüverdi. Bir indik ki sağ ön lastik inmiş. Hemen bagajdan elektrikli kompresörü çıkarıp (bu arada bu minicik alet çok faydalı birşey hepinize arabada bulundurmanızı tavsiye ederim) lastiği şişirdik. Fakat lastik nasıl patlamışsa tekrar indi. Baktık böyle olmayacak lastiği değiştirmeye karar verdik. TEM'de durmak benim en korktuğum şeylerden biri, emniyet şeridi ihlali ve ağır vasıtalar yüzünden emniyetle durabileceğiniz yer yok gibi. Allahtan bizim durduğumuz yer oldukça geniş ve tam bir kavşağın dibindeydi. Yine de elimizden gelen en hızlı şekilde eşimle beraber lastikleri değiştirip tekrar yola çıktık. Hava o kadar soğumuştu ki lastik değiştirirken resmen donmuşuz. Eve gelene kadar kaloriferi sonuna kadar açıp ısınmaya çalıştık. Eve geldiğimizde hemen sıcak birşeyler yeyip üstüne de bitki çayı içince biraz kendimize geldik.
Annemin hazırlıkları, bizim getirdiklerimizi yerleştirmemiz falan derken pazar günü bitmişti bile. Bu arada babamla konuştuğumuzda şikayetlerinin devam ettiğini ama belirtilerin sebebinin tahminimizin askine alkol değil de grip olduğunu öğrendiğimizde sırada bizim de olabileceğimizi pek de düşünmemiştik.
![]() |
| Grip halleri - by MRA |
Fakat yatmaya yakın eşim boğazım kaşınıyor diye şikayet etmeye başlamaz mı!! İşte o an "ınınınınınıınnnnn" sesleri kulaklarımızda yankılandı. O anda yapılabilecek tek şey olarak bir grbal ilaç ve biraz da bitkisel takviye sonrası yattık.
Gece sabaha karşı eşim ter içinde uyandığında benim de boğazım pek tatsız bir hal almıştı bile. Onun üstünü başını değiştirdik, ikimiz de hazırladığım zencefil ve bal karışımını yedik ve ertesi sabah daha iyi olmayı umarak ama içten içe de öyle olmayacağını bilerek uyumaya çalıştık.
Rahatsız bir uyku sonrası uyandığımda annemi bizden önce kalkmış ve hafif gıcıklanan boğazı için bitki çayını içer halde buldum. Benim boğaz ise gıdıklanmayı çoktan aşmış cayır cayır yanma aşamasına geçmişti bile.
İşte bizim halen devam etmekte olan asrın gribi hikayemiz böyle başladı.
Ortada böylesi bir salgın varken en az 300 kişiyi öpüp grip olmama riskini tamamen ortadan kaldırdıktan sonra üstüne yediğimiz soğukla meşhur salgına 4 vaka olarak katılmış bulunduk.
Yalnız ne gripmiş kardeşim, biz böyle birşey görmedik. Hadi ben özellikle de burun ameliyatım öncesinde sık sık faranjit falan olurdum ama eşim ve annem öyle kolay kolay hasta olmaz. Eşimin mesela en son ne zaman hasta olduğunu hatırlamıyorum bile. Ama bu meret nasıl bişeyse adam 3 gün yataktan sadece tuvalete gitmek için kalkabildi.
![]() |
| Grip Halleri - by MRA |
Annem seyahatini 2 gün erteledi, biz ise 5 gündür evde her birimiz bir yatakta inleyip ahlayarak yatıp duruyoruz. Bu süreçte içmediğimiz yemediğimiz bitkisel destek kalmadı. Aklınıza gelecek her türlü narenciye, zencefil, bal, ıhlamur, adaçayı, onun sapı, bunun kökü tüketildi. Ama ıııhh geçmiyor da geçmiyor. Bu kadar yavaş iyileşen grip görmedim ben hayatımda. Bir de numaracı ki kerata sormayın. Her gün yeni bir yerin ağrıyarak uyanıyorsun. Bir gün burun tıkalı, diğer gün eklemler başlıyor zonklamaya, bir diğerinde iyiyim diye uyanıyorsun ama öğleni geçince bir titreme, üşüme ve baş ağrısı. Hergün ayrı bir maceraydı yani. Bugünün numarası kulak ağrısı mesela :)
Yine de şükür, geçecek hastalıklar olsun insanın başına gelen.
Biz bu sabah 6. günde neyse ki biraz daha iyi gibiyiz.
Ben de bir ses edeyim dedim. Toparlandıkça proje gönderilerine başlayacağım ve tabii nikah hazırlıkları ile ilgili bir gönderi de yazmayı planlıyorum en kısa zamanda. Şimdilik gücüm bundan ötesine geçemiyor, affola...





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder