7 Şubat 2014 Cuma

Sinema öğleden sonraları devam ediyor






Dün kuzen ve teyzemle yaptığımız IKEA, Koçtaş, İstanbul Forum turu sırasında fazlasıyla üşüyüp üstüne bir de sabaha kadar PMS sıkıntısı ve sancıları ile boğuşunca bugüne pek iyi başlamadığımı söylemeliyim. Benden önce kalkan sevgili eşimin hazırladığı kahvaltıyı bile zorla ettim. Allahtan aldığım ağrı kesicilerin ve içtiğim sıcak şeylerin etkisi ile fazla sürünmedim ama canım da hiçbirşey yapmak istemedi.

Öğlene doğru teyzemle kuzenim kahveye uğradı. Onlar gittikten sonra biraz internette dolandım ve uzandığım yerden Kıbrıs yazısı için fotoğrafları hazırladım. Öğlen yemeğini yedikten sonra artan miskinliğim ile canım sadece kanepeye uzanıp film seyretmek istedi.






Ben de Oscar adayı filmleri seyretmeye devam ettim. Listemdekilerden en çok merak ettiğim bol ödüllü bir film olan HER idi, ben de önceliği ona verdim. İyi ki de vermişim, gerçekten beğendim filmi. Alttan alta döşeli bir kara mizahın üzerinde ilerleyen bir dram.

İnsanı sanal-gerçek, aşk-ilişki, normal-anormal gibi zıt kavramları hallaç pamuğu gibi attıran, yalnızlık, insanlık ve kadın-erkek ilişkileri üzeine dram mı kara mizah mı karar veremeyeceğiniz haller yaratmış/yakalamış bir film. Üzerinde düşünülecek bolca malzeme sunuyor. Kulağa çok klişe gelen bir konusu olmasına rağmen seyrettiğim benzerleri arasından bir güzel sıyrılmayı başarmış bence.

En iyi filmi dalında Oscar'ı alacağını sanmıyorum -ödülü vereceklerin Amerikan sineması açısından bu filmi yeterinde göz doldurucu bulacağını sanmadığımdan- ama en iyi orijinal senaryo dalında Oscar almasını beklerim doğrusu.

Zaman ayırın ve seyredin derim...










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder