10 Temmuz 2013 Çarşamba

Burgazada'da küçük bir doğumgünü kaçamağı

Dün eşimin doğum günüydü. Biz de fırsat bu fırsat küçük bir kaçamak yapalım dedik.

Nisan ayında yöneticimiz tüm bölümü mehtaba Burgaz ada Barba Yani restorana yemeğe götürmüştü ve çok güzel bir gece geçirmiştik. O zamandan beri mehtap delisi eşime o geceden bahsedip seni mutlaka oraya götüreyim diyordum, fakat bir türlü fırsat olmadı.

Bu doğum gününde ne yapalım diye konuşurken "ya bu sene beraber adaya gitmedik hiç" deyince aklıma hemen Burgazada geldi.




Bizce Burgaz ada tüm adalar arasında en sakin, en az turistik ve kendine özgü ada halini koruyanı. Hele o Kalpazankaya' dan gün batımı yok mu, of ki ne of :) Ancak şimdiye kadar adaya hep yemeğe gidip dönüyor ve her seferinde de "ya burada kalacak yer yok mu acaba" diyip, ana karaya dönünce bu konuyu araştırmayı unutuyorduk.

Ada deyince tabii eşim hemen gece de kalsak, hem alkol alıp dönmek zor oluyor hem de küçük bir kaçamak olur, sabah adada uyanırız deyince, doğum günü çocuğunu mutlu etmek bana farz oldu.

Google' da yaptığım tüm aramalara rağmen tüm yollar iki mekana çıkıp durdu. Mehtap 45 ve ya Öğretmen evi. Mehtap 45 butik otel iddiasındaydı ancak fotoğraflardan pek de kayda değer bir görüntü yoktu. Öğretmen evi ise adından biraz temkinli yaklaşsak da diğerinden pek de farklı olmayan bir oda sunuyor gibiydi. Telefonla Mehtap 45'i aradım ancak gördüm ki geceliği 180 liraya ancak deniz görmeyen bir oda veriyorlardı. Öğretmen evinde ise sadece suit oda boştu. Ve eski bir konağın yenilenmiş en üst katındaki bu odanın harika bir deniz manzarası da vardı. Fiyat diğeri ile aynı olunca Deniz görmeyi tercih ederek Öğretmen evinden rezervasyon yaptırdık.Nasılsa bir gece kalacağız ne kadar kötü olabilir ki dedik ama odamıza yerleşinceye kadar ne tereddütler ettiğimizi listelesem yazı okunmayacak hale gelebilir.

Gidiş için Halkalı'dan Karaköy' e aracımızla gidip orada katlı otoparka aracı 1 gece için bıraktık. Karaköy' den tramvay ile Kabataş'a geçtik ve kendimizi 17:30 vapuruna attık. Yol boyunca hava harikaydı.Sevdiceğimin kollarında çayımızı yudumlayıp dalgaları seyre daldım. Manzaraya dalınca yolda okurum diye yanıma aldığım kitabın kapağını bile açamadan yol bitti.

Ada vapuru yandan çarklı - by MRA

Saat 18:25 de adadaydık, kalacağımız yere gitmeden akşam için önceden konuşup rezervasyonumuzu yaptırdığımız Barba Yani'de Cihan Bey'in yanına uğrayıp merhaba dedik. Bu arada uğramışken rezervasyonu ve yolu da teyit ettik.

Yavaş bir tempo ile bakına bakına 15 dakikada öğretmen evine ulaştık. Öğretmen evine giderken Mehtap 45'in de önünden geçtik ve dönmeden odalarına bir bakalım fikrimiz olsun dedik. Sanırım o anda hala öğretmen evinden pek de memnun kalmayacağımızı ama bir gece için buna katlanabileceğimizi düşünüyorduk ikimizde :)



Fakat güzel karşılandık, personel saygılı ve yardımseverdi. Beklentilerimizin aksine odamızda kötü değildi. 3 parçalı bir koltuk takımı, buzdolabı ve televizyon ile eksiksiz bir salonu ve bu salondan geçilen yatak odası ve banyoyu içeren ikinci bölme ile 1+1 geniş bir daire şeklindeydi. Tabii ki dekorasyon zevki ve lüks anlamında zayıftı ama çok ferah, işlevsel ve temizdi.

Ancak herşeyden önce seçimimizdeki en önemli faktör olarak balkonu ve manzarası çok keyifliydi.

Bununla beraber bizim gibi gürültü konusunda hassaslar için güzel haberler şöyleydi.

1- Bir önceki ada maceramızı uykusuz geçirmemize sebep olan gıcırdayan ahşap zemin yoktu
2- Suit en üst katta olduğu için yukarıdan gelecek gürültü riski yoktu
3- Ada zaten sakin ama Öğretmen evi gerçekten merkezden uzak olduğu için iyice sessiz ve sakin bir yerdeydi. (Örneğin Heybeli'deki Halki Palas da merkezden uzaktır ancak fayton yolu üstünde olduğundan arka odalarda faytonların ve yoldan geçenlerin sesi fazlasıyla duyulur.)

Görünen tek risk kargalar ve martılardı, ki arkadaşların hiç fena olmayan sabah performanslarına rağmen sesin doğallığından olsa gerek uykumuz huzursuz bir bölünmeye uğramadı.

Burgazada Öğretmen Evi - by MRA
Odamıza yerleşip biraz balkon keyfi yaptıktan sonra yemek için yola koyulduk. Bu arada son 1 haftanın en rüzgarlı günlerinden biriydi. Bu yaz sıcağında rüzgar serinlettiği için şikayet etmiyoruz ama uzun süre rüzgara maruz kalmak da bazen sersem gibi yapıyor insanı. Akşam için tek korkumuz buydu, bunun dışında her şey tıkırındaydı.

Burgazada Öğretmen Evi - by MRA

Şansımıza Barba Yani sahilin en korunaklı yerinde yer alıyordu. Denizin dibine ayarlanmış masamız rüzgarı sadece keyif verecek kadar alıyordu. Yavaş yavaş batan güneşe kadehlerimizi kaldırıp yemeğe başladık.

Burgazada da Barba Yani ve Kalpazankaya dışında restoran bilmiyorum bu sebeple detaylı bir karşılaştırma veremem. Ancak dün akşam için manzarasına rağmen Kalpazankaya'yı seçmeyişimizin önemli bir sebebi de yemek çeşitliliğinin azlığı ve servisin kötü olmasıydı. Bu sebeple Kalpazankaya bizim için günü batırmaya gidip bira-patates yapmayı tercih ettiğimiz ancak restoran olarak zayıf bulduğumuz bir yer. Bu arada iyi bir işletmeci ile uçacağını düşünüp, böyle düşününce aman böyle kalsın daha iyi yoksa hiç girilmez derim her aklıma geldiğinde.

Barba Yani' yi ise lezzet olarak fena bulmadım. Çok değişik birşeyler istiyorum diyorsanız size sunacağı çok fazla birşey yok ama taze balıkları, lezzetli mezeleri ve son derece ilgili garsonları ile deniz kenarında yemek için iyi bir alternatif diyebilirim. Ben özellikle kalamar ızgarasını çok sevdim.

Çok güzel bir gece geçirdik. Bir ara yanımıza yaklaşan kemancının usul usul çaldığı şarkılar, tatlı sohbet, pastaya eşlik eden "hepi de börtday tu yuuu" türküsü, frambuazın mayhoş tadı. Hepsi dudağımızda hoş bir gülümseme bırakacak anılar hanesine yazıldı. Gecenin geç saatlerinde kesilen rüzgar ile şerbete dönüşen havada odamıza yürürken ayaklarımız geri geri gitti. Hatta yatarken sabah 10:40 da dönelim diye kararlaştırdığımız vapur saatini düşünüp dönüş saatimizi 12:10'a erteleyip adanın keyfini biraz daha çıkarmaya karar verdik. Zaman konusunda özgür olmanın keyfi paha biçilemez gerçekten. İlk defa bu tatilde benim değil eşimin işe dönmesi gerektiği için planları ona göre yaptık :)

Sabah erken kalkmamıza da gerek kalmayınca rahat bir uyku sonrası vasat içerikli ama ilgi ile sunulan bir öğretmen evi kahvaltısını takiben öğlen vapuru için merkeze döndük. Vapuru beklerken birer çay daha yudumlayıp biraz daha denizi seyrettik. Bu denize ne kadar zaman bakıldıktan sonra doyulur acaba? Bana sonsuza kadar baksam bıkmazmışım gibi geliyor ama sanırım bunu İzmir'deki evde test etme şansım olacak. Sonucunu mutlaka yazarım :)

Geldiğimiz gibi Kabataş'tan tramvay ile Karaköy' e geçtik ki baktık kahvaltı hafif gelmiş ve biz acıkmışız. Otoparka giderken Namlı' nın önünden de geçince içeri girip karın doyurmak farz oldu. O kadar çeşit içinde kendimizi tutarak -zira tutmasanız dünyayı yeme riskiniz var :)- birer soğuk tabağı löpletip daha fazla oyalanmadan eve döndük.

Günün rehaveti ile 1-2 saat ordan oraya kendimi atıp yuvarlandıktan ve yarım saat kadar da şekerleme yaptıktan sonra çamtamızı boşaltıp cumartesi günü çıkacağımız İzmir seyahati öncesi çamaşırları yıkama işine girişerek gündelik hayata dönüşümü gerçekleştirmiş oldum.

Bu arada son bir not olarak Barba Yani' nin yöneticisi Cihan bey ile yaptığımız keyifli sohbet esnasında aslında adada 1-2 konaklama alternatifinin daha olduğunu öğrendiğimizi ekleyeyim. Bunlardan en ilgilimi çeken Villa Mimosa oldu. Cihan bey özellikle sahibinin renkli kişiliğini anlatınca mekanı çok merak ettim.

Yazının başında yazdığım gibi Mehtap 45'in odalarına ise sokaktan binaya ulaşmak için çıkmamız gereken onlarca basamağa bakıp vazgeçtik. Öğretmenevinden memnun kalmasak bu durum farklı olabilirdi tabii :)

Biz, öğretmen evinin kesinlikle tekrar kalabileceğimiz, rahat bir mekan olduğunda hemfikir ayrıldık adadan.Ancak yine de bakarsınız bir gün canımız macera çeker, o zaman Cihan bey'i arayıp diğer alternatifleri de deneyebiliriz :)


6 yorum:

  1. Asıl gidip yemek yediğiniz yer BARBA YANİ değil.... Sadece tabela ismi
    ruhsat Bilgilerine baksaydın Mis ERİSSA KEBAP lokantası diye gerçeği görürdünüz..... Onlar kim barba yani kültürü kim?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Adsız (Keşke adınızı da yazsaymışsınız...)
      Mesajınızı okuyunca verdiğim linke baktım bir daha, farkettim ki link bizim gittiğimiz yeri göstermiyor ("artık" diyeceğim çünkü içeriği değişmiş sanki). Adada Barba Yani/Yanni diye iki ayrı yer mi var acaba? Siz adalıysanız daha iyi bilirsiniz, bizi de aydınlatırsınız belki. Bizim gittiğimiz motor iskelesinin hemen önünde mavi tenteli küçücük bir yerdi, şimdi web de arama yapınca başka bir yer çıkıyor, bizim gittiğimiz yere ulaşamadım. Yanlış bilgi vermemek adına yazıdaki linki de kaldırdım.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. http://bizimkahve.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&hid=21303
    Buyrun bir adalı dediniz ya en büyük referans belediye Başkanımız farsakoglu

    YanıtlaSil
  4. Maalesef ticari bir kurnazlık .. acı bir Çin modeli korsancılık....

    YanıtlaSil
  5. Bu arada Mehtap 45 güzel bir manzarası var . Sahibi Ayşen abla mutlaka fiyat konusunda mutlaka yardımcı olur. Ancak hoteli ararken gn müdür fatih beyden numarasını alıp arayabilirsiniz. . Adamiz en büyük aşkımız

    YanıtlaSil