Seferihisar'daki ağaç ekimi aktivitesinin ardından Küçükkuyu' ya gelişimin planlanmış bir sebebi vardı.
Babam ameliyat olacaktı.
2-3 sene önce prostat + fıtık ameliyatı için gittiği hastanede ameliyat öncesi tetkiklerde safra kesesinde çok büyük bir taş çıkınca ameliyat öncelikleri değişmiş ve prostat yerine safra kesesi + fıtık ameliyatı olmuştu.
O gün bu gündür prostat sırada bekliyordu.
Geçtiğimiz ay mesanesinde taş saptanıp beraberinde prostat büyümesinin de ciddi bir ölçüye ulaştığı görülünce bu ameliyatın yapılması farz oldu.
Ameliyat epidural/spinal anestezi ile olacağı ve çok sık yapılan bir ameliyat olduğu için insan ilk başta çok da stres olmuyor ama gel gör ki o ameliyat başlayınca hanya ve konya anlaşılıyor.
Biz de bu minvalde bu sabah saat 11:00 gibi babamı ameliyata aldıklarında kendimizi rahat sanıyorduk. En fazla 1 saate çıkar diye tahmin etmiştik doktorun söylediklerinden. Gel gör ki saat 12:00 çıkmadı, 12:30 hala, 13:00 hala çıkmadı derken dakikalar geçtikçe gerildikçe gerildim/k. İstediğin kadar yok birşey de, içerideki senin canın. Sakin kalmaya çalışan bünye ise birkaç gündür dolunaya doğru büyüyen ayın bölük pörçük ettiği uykular ve tam da zamanına denk gelen PMS'im sayesinde bir türlü sakinleyemiyor. Kötü şeyler düşünmemeye çalışarak geçirdiğimiz dakikalar sonunda saat 13:40 gibi babam nihayet odaya getirildiğinde yaşadığım rahatlamayı anlatamam. Canının canı, sağlığı kimsenin imtihanı olmasın dilerim.
Çok şükür babamın ameliyatı iyi geçti. 2 gün hastanede olacak sonra durumuna göre eve çıkacak.
Ameliyat sonrası komşular hemen geldi, babamı, bizi yalnız bırakmadı sağolsunlar. Onlar da evde ameliyatın bitmesini zor beklemiş zaten, bizden çıktığını haber alınca atlayıp arabaya gelmişler, bir baktık kapıdalar :) Onlarla iyice şenlendik, rahatladık. Dostlar böyle zamanlarda lazım derler ya, iyi ki varlar. Gelen telefonlar, ziyaretçiler, hepsi babamı çok mutlu etti.
Saat 16:00 gibi herkes giderken ben de annem ve babamı hastanede dinlenmeye bırakıp evin yolunu tuttum.
Üzerimde biriken tüm bu gerginliği atabilmek için arabayı orta şeride, gazı 80 km sabit hıza, sakince bir İncesaz albümünü cd çalara, kendimi de batmaya yüz tutan günün ışıklarına emanet ettim.
![]() |
| Altınoluk Sahili - by MRA |
Deli gibi rüzgar estiği için büyük bir hızla geçip giden bulutlar, bir pırıl pırıl, bir kapkaranlık, ama hepsi birbirinden güzel manzaralar yaratarak denizin üstünden geçip giderken seyrettim onları yol boyunca. Onlar müziğe eşlikçi olup bir o yana bir bu yana salındıkça ruhum iyileşti. Hatta bir ara dayanamadım arabayı kenara çektim, müziği iyice açtım ve bıraktım kendimi o güzelliği seyre. Bu küçük mola çok iyi geldi ruhuma.
Topladığım enerji ile eve geldim ve hiç mola vermeden başladığım terapiye devam ettim.
Sakin bir müzik, şömine, çay ve bloga iç dökme :)
İşte böyle günlük, bugün ruhumu iyileştirmek için bana her yol mübah. İster şımarmışsın de, ister ağzına geleni, umrumda değil! Ruhumu bakıma aldım bugün, kimse dokanmasın bana...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder