20 Ağustos 2013 Salı

Ben Woody Allen sevmem sanıyordum...

Evet evet ben Woody Allen sevmem sanıyordum. Ta ki pazar akşamı yemeğimizi yerken seyretmek için Midnight in Paris filmini seçene kadar.




Beğendim filmi, beğenmekle de kalmadım verdiği mesajdan da ciddi şekilde etkilendim.

Ben, hep zamanının ilerisinde doğmuş hissederim kendimi (tıpkı filmin ana karakteri gibi).

Filmdeki tabirle "Golden Age/Altın Çağ" olarak tanımlayacağım dönem çok net olmasa da 1920-1940 yılları arası Avrupa ya da 1940-1970 yılları arası Amerika hep çekici gelmiştir. Ne zaman o döneme ait birşeyler seyretsem ah derim işte ben o zaman doğmuş olmalıydım...

Filmin en sevimsiz karakterinin ağzından dökülen ve bizim gibileri tariflerken yaptığı "böyle insanlar çağa ayak uyduramayan, problemli insanlardır" benzeri saptamayı burun kıvırarak kulak ardı etsem de filmin devamında ki "Golden Age/Altın Çağ" hangi "Çağ"dır, kime göre "Altın"dır :) tartışması ve ana karakterin uyanışı gerçekten düşünmeye itiyor insanı.

Keyfli bir film olmuş, ünlülerle dolu kadrosu da cabası. Filmin her sahnesinde ünlü birini oynayan bir başka ünlü görmek ayrı keyif. Dali'yi canlandıran Adrien Brody ise aşağıda göreceğiniz benim favori sahnemin başrol oyuncusu.

Buyrun seyredin "I see a rhinoceros!"





Hahhaaa müthiş yaaa....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder