18 Ağustos 2013 Pazar

Balkonumuzda yaşanan intihar vakası üzerine

Uyanamadım bu sabah bir türlü. Yataktan çıkana kadar saat 10:00 oldu. Tam gevşek ve uyuşuk bir sabahı kabullenirken kahvaltı masamıza davetsiz katılan bir arıcık bal kasemizde intihar girişiminde bulunarak hayatımıza bomba gibi düştü.

Tüm gövdesi bala gömülmüş çırpınan arıya can simidini sevgili kocam yetiştirdi ve zavallı kanatlarına bir şey olmasın diye büyük bir dikkatle baldan çıkarıp bir kağıt peçete üzerine koyuverdi onu.






Arılardan hiç hazzetmem o ayrı ama benim balkonumda, benim bal kasemde, gözümün önünde ölmelerine de seyirci kalamam doğrusu. Hal böyle olunca kahvaltı boyunca kendisini müşahede altında tutmak farz oldu. Uzun çabalardan sonra ayaklarındaki baldan kurtulup yürümeye başladı bizimki. Balkonumuzda bir o yana bir bu yana volta atıp duran vızvızı seyrederken ilk adımını atan çocuğunu seyreden ebeveynler gibi heyecanlıydık. Balkonda bir kaç turdan sonra duvarlara da tırmanmaya başladı ama kanatlar bir türlü açılmıyor. Deniyor, çırpınıyor, olmuyor. Ne yapsak diye düşünürken dedim ki üzerine su dökelim biraz yıkansın kanatları yoksa bal bu bizim bile elimize bulaştığında çıkıyor mu meret ki onun zar gibi kanatlarından çıksın kolayca. Ailece hemfikir kaldık. Ancak operasyon zor, vızvızı boğmamak lazım. Zaten daha yeni atlatmış bir travmayı, ikinciye mahal veremeyiz.

Kocayla ben National Geographic modunda doldurduk bir bardak su, az miktarlarda üstüne dökücez, kafaya gelmiycek tabe. Plan bu. Ama bizim şerefsiz baktı uçamıyor tüm gücü vermiş bacaklara bir hızlı, bir atak, yakala ki üzerine su dökesin. Mıç kadar balkonda bir o yana, bir bu yana, dur döktüm, aman dikkat derken bir baktık bizim vızvız döktüğümz suyun içinde sırt üstü stil denemeleri yapıyor. Ben panikle boğulcak diye atılırken koca tuttu beni. Dur dedi kanatlarını yıkıyor kalkar o şimdi (bak bak bak o kadar Nat Geo Wild seyri gelsin burda işe yarasın). Gerçekten de birkaç dakika sonra bizim sersem sudan doğrulmayı başardı. Yürüye yürüye suya en uzak  duvara tırmandı ve başladı kurunma hareketlerine. Pır pır pır çırpılıyor kanatlar ama uçamıyor bir türlü. Ben anın heyecanına dayanamayıp ay bakamıycam diye sofrayı toparlamaya başladım. Arkamdan yardıma gelen kocamla ikinci tur tabakları almak için balkona geri döndüğümüzde bir de ne görelim duvar boş. O duvar senin bu duvar benim bakındık durduk ama sonunda anladık ki vızvız kendini kurtarmış ve vahşi hayata geri dönmüştü. Nemli gözlerimizi kurularken bir pazar sabahını daha kahveyle noktalamak için mutfağa yöneldik...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder