
Bir blog bu kadar uzun süre başı boş bırakılmamalı. Kötü huy işte, can çıkarmış bunlar çıkmazmış ya, benim ki de öyle. Başladığım bir işi uzun süre devam ettirememe problemim var benim. Sıkılmak değil de ne bileyim olmuyor işte. Çok yoğun günler geçirdim, görünen o ki geçirmeye de devam edeceğim. Yeni yılın armağanı 3 günlük tatilcik araya girmese dinlenecek fırsat da bulamayacaktım. Ama bu girdabın içinde dönüp duruken verdiğim şu kısacık mola bile iyi geldi.
Uzun zamandır uzak kaldığım blog dünyasına dalınca ise şuna karar verdim. Kısa da olsa buraya yazdığım 2-3 satır aslında bana suyun altından çıkıp aşağıda idare edecek kadar nefes alma şansı veriyor. Stresten uzaklaşmak, aklımdan işi, yoğunluğu, gerginliği atmak başka şeyler düşünmek fırsatını sunuyor. Bunu değerlendirmeliyim. Çok yoğun ya da çok yorgun, yine de bir iki satır yazmalıyım buraya. Bana iyi gelecek hissediyorum.
Ayrıca bence, kendimle yüzleşme konusunda da sorunlarım var benim. Ya da kendimle yüzleşiyorum da dışardan bu eksik ya da beğenmediğim yanlarım görünsün istemiyorum. Bir mükemmellik takıntım var, mükemmellik iddialı bir laf tabi de yani ne biliyim en iyisi olmak diyelim. Hırslıyım ve iyi yapamasam da belli olmasın istiyorum sanırım. Kol kırılsın yen içinde kalsın benim hayat felsefem olmaya başladı. Kimi kandırıyorsam?
Neyse işte kısaca bu sene, yolun yarısına gelmişken, hayatımı ve kendimi masaya yatırma zamanımın geldiğini yüksek bir yoğunlukta hissediyorum. Bu yıl böyle geçecek. Yolumu, yönümü, kendimi bulmaya çalışarak. Nitekim bir uzmandan yardım almaya başladım bu konuda. Ciddiyim yani :)
Ve buranın da bana yardımcı olacağına inanıyorum. Kısacası, daha sık burda olmaya çalışacağım. Bu da benim 2010 ödevim olsun.
Yeni yıl kutlu olsun...
Hoş bir blogunuz var. Google'a içimdeki sesi haykırmak amacıyla "Sıkıntıdan Çatlıyorum" yazdığımda karşıma çıktı.
YanıtlaSilBenim de naçizane bir blogum var, adresi de şöyle:
http://tayfuntuna.blogspot.com
Sizin de yeni yılınız kutlu olsun...