Bu sene üniversiteye başladığım yıllardan beri ilk defa, işsiz güçsüz olmanın verdiği bağımsızlık ve rahatlıkla yazın çoğunu İstanbul dışında geçirdim, ve bu durum bir süre daha devam edecek gibi.
Eşim sağ olsun ailemle daha fazla vakit geçirmem, gezmem ve iyi vakit geçirmem konusunda beni devamlı destekliyor ve motive ediyor. Hal böyle olunca ben de bu motivasyonun etkisiyle kıçımı hiç yere koymadan geziyorum :)
![]() |
| Küçükkuyu bahçe - by MRA |
Her sene yaz sonunda bizim ailede hummalı bir kış hazırlığı başlar. Ancak her sene aynı zamanlarda benim de şirkette yıllık planlama dönemim başladığı için senelerdir bu hazırlıkları telefondan ve babamın facebook da yaptığı yayınlardan takip etmek zorunda kalıyordum.
Bu hazırlıkların taa çocukluğuma dayanan çok tatlı hatıraları var bende. Annemler 6 kardeş ve annem dışındakiler Bursa'da yaşıyorlar. Çocukluğumda bu hazırlıkları anneannem liderliğinde toplanan teyzelerim (4 adet: :) ) yapardı.
Yan yana dizilmiş ikişer katlı göçmen evlerinin terasları ve evlerin arasında kalmış tek tük boş arsalar bu dönemde kaynayan kazanlar ve konserve kavanozları ile dolar, kilolarca domates, biber, patlıcan, fasulye bir araya gelen teyzeler, kuzenler ve komşular ile güle oynaya konserve edilirdi. Büyükler bir yandan koştururken, biz çocuklara da oyalanmamız için domates rendelemek, biber saplarını ayıklamak gibi kolay işler verilirdi.
Ben, diğer kuzenlerimden farklı olarak İstanbul'da olduğum için kendimi bu işlerden uzak beceriksiz bir şehirli gibi hisseder ve verilen görevleri en az onlar kadar becerebileceğimi göstermek için onlarla adeta yarışırdım. O heyecanla ellerim yanıp şişene kadar domates rendelediğimi bilirim :) Kalabalık aile olmanın, mahalle hayatının keyfinin zirve yaptığı güzel anılar olarak hatırlıyorum o günleri.
Biraz da bu güzel anılar sebebiyle, "aman ne güzel hazır yapılıp geliyor ayağıma" demek yerine, "ben de yapmak istiyorum" yaklaşımı hep ağır bastı. Vee bu sene tümü olmasa da büyük kısmına yetiştim bu hazırlıkların.
Ben gittiğimde annem beni bekleyemeyip bazı şeyleri bitirmişti bile :) Salçalarımız,kurutulmuş domateslerimiz ve reçellerimiz hazırlanmıştı. Tarhanayı da yoğurmuş kurutmak için beni bekliyordu.
Hal böyle olunca önceliği tarhanaya verdik. Annemin tarhanasının ana malzemeleri yoğurt, un, kırmızı biber ve nohut. Bunun bir kısmına dereotu da ekleyip iki çeşit tarhana yoğurulmuş birkaç gündür gelişimi bekliyordu.
Bir sabah kahvaltısı sonrası güneş daha yükselmeden tarhanaları bahçede hazırladığımız masalara serdik. Aynı gün bir yandan bahçede başka işler yaparken bir yandan da ilk etapta büyükçe parçalar halinde böldüğümüz parçaları kurudukça elimizle ufaladık. Bu iş 1-2 saat boyunca devam etti. Gidip gelip tarhana ufaladık. Gün sonunda da artık iyice küçülen parçaları kevgirden geçirerek toz haline getirip işlemi tamamladık.
![]() |
| Tarhana kururken - by MRA |
Aynı gün gelip gidip yardım eden komşular sayesinde yan komşunun da tarhanalarını benzer şekilde hazır ettik. Bu işlerde herkesin bir arada olmasını, imece ruhunu çok seviyorum. Bir yandan yorucu işler bir çırpı da bitiverirken bir yandan da muhabbet, sohbet gırla gidiyor.
Tarhanaları bitirdikten bir iki gün sonra haftanın ikinci etkinliği olarak közleme ve konserve işleri başladı. Balıkesir'li bir komşumuz her sene kendi pazarcıları olan bir adamdan (nasıl ekilip biçildiğini bildikleri bir tarla sahibi) alıyorlar kapya biber ve patlıcanlarını. Bu sene de tüm mahalle onlara sipariş etmiş bu malzemeleri. Bir gece kapımıza yanaştırdıkları arabadan toplam 150 kilo kapya biber,50 kilo patlıcan,15 kilo domates indirdik. Ertesi gün bahçede tam bir şenlik vardı. Toplam 4 aileden 12 kişi közleme, soyma,ayıklama,temizleme,kıyma makinasından çekme,kesme, şişeleme gibi işlerin en az birinde harıl harıl çalıştık.
![]() |
| Közle, ayıkla, pişir, şişele... - by MRA |
Hazırlanan biber, patlıcan ve domateslerden bir kısmı közlenmiş olarak bütün bütün kavanozlandı, bir kısım kapya biber ve domates doğranıp içine sotelenmiş yeşil biber, sarımsak ve maydanoz da eklenerek meze gibi yenecek ayrı bir çeşit salataya dönüştürüldü. Kalanlar ise közlenmiş patlıcan, közlenmiş kapya biber, güneşte kurutulmuş domates salçası, havuç, sarımsak ve baharattan oluşan bir kahvaltılık püreye dönüştürüldü. Hepsinin fotoğrafını buraya sığdıramayacağım için fikir verecek ufak kolajlar yaptım.
Gün sonunda ki mutlu yorgunluğumuzu ise aldığımız duştan sonra ailece terasta yaptığımız cin-tonik partisi ile attık :)
![]() |
| Cin & Tonik - by MRA |
Közleme işlerini yaptığımız gün sıradaki aktivite olan erişte ve mantı yapımı işini de bir kaç gün sonrasına planlayıp, komşular ile randevulaştık. Sözleştiğimiz günün sabahı kahvaltısını yapan bizim eve damlayıp eline geçirdiği oklava ile hamurları açmaya başladı. Kişi sayısı ile beraber keyif de arttıkça iş bir yarışa dönüşüverdi. Her masa başında elinde bir oklava ya da merdane ile bir kadın (toplam 5 kişi) benim açtığım daha güzel senin açtığın daha ince şeklinde atışıp şakalaşmaya başladı. Sonra olay kızıştı ve işin içine bir de hız parametresi girdi ve kim önce bitirecek yarışı başladı. Biz 5 kişi hamurları inceltip final haline getirmesi için bu konuda guru olan Balıkesir'li komşumuza verirken o da büyük jüri edası ile "bu daha ince","bu daha düzgün", "bilmem kim iki tane verdi, sen bir tane" şeklinde değerlendirmeleri yaptı. Çok eğlendik çok. Arada kahveler içtik, kesilen taze eriştelerden yapılan öğlen yemeğimizi yedik. Şamata gırgır bayağı bir erişte ve mantı yaptık. Günün sonunda evdeki tüm yatak, kanepe ve masaların üzeri kurumak için serilmiş eriştelerle dolmuştu.
![]() |
| Erişteler, Mantılar ve Altın Kızlar - by MRA |
İşimizi bitirdiğimizde saat henüz erken olduğu için yorgunluğumuzu denize salmaya karar verip 1 saat boyunca masmavi sulara bıraktık kendimizi.
![]() |
| Assos Kadırga Koyu - MRA |
Bunlara ek olarak aralarda çerez niyetine yaptığımız başka hazırlıklar da oldu mesela kornişon turşuları, patlıcan közlemeler, zeytin yağlı barbunya konserveleri falan ama bunlar yukarıdakiler kadar büyük miktarda olmadığı için az zaman aldı. Ana-kız günün sıcak saatlerinde fırsat buldukça yaptık bunları.
Kalan zamanlarda ise bol bol kitap okuyup, denize girdim. Sakin geçen gündüzleri akşam üstü düzenlenen çay partileri, eğlenceli doğumgünü yemekleri ve deniz kenarında bir Volkan Konak konseri ile de taçlandırdım :)
![]() |
| Kitabımdan gökkuşağı geçti - by MRA |
Çok güzel bir Eylül geçirdim Küçükkuyu'da, çevremde sevdiğim ve beni seven insanların olmasıyla zenginleşen günlerdi. Daha niceleri kısmet olur inşallah...
Bir de Gökçeada gezisi yaptık annemle baş başa ama onu bir başka postta anlatırım artık.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder